Cahillik

تفاصيل السؤال

"Selamünaleyküm Hocam kişi büyük günahları işleyip sevabım ağır gelelecek umuduyla günah işleyenlere ne söylersiniz? Çünkü özellikle sahih hadislerden(buharî-müslim) belli zikirler var La İlahe İllallahü Vahdehü La Şerikeleh Lehülmülkü ve Lehül Hamdü ve Hüve Ala Külli Şeyin Kadir vb. Bunları işte günde yüz defa söylersen şu kadar köle azat etmiş gibi vb. Sevap gelir diyorlar. Mesela kişi zina yapsa ama aynı zamanda tesbihat ve zikir gibi kelimeleri söylese bu kişi sevabın ağır geleceğini düşünüyor. Günah işlemeyenle aramda tek fark derecem düşük olur onda da cennetin en düşük derecesine bile gitsem dünyanın on katı büyüklüğünde bir yer günahlarla sevaplarım eşit olsa bile cennete giderim diyor."

Açıklama

Değerli Müslüman, günah işlemekle sevap işlemek arasındaki denge ve kişinin ahiretteki durumu İslam'da önemli bir meseledir. Bazı kimseler, büyük günah işleyip sonra çokça zikir ve tesbih yaparak sevap kazanacaklarını düşünürler. Bu konuda doğru anlayışı Kur'an ve sahih hadisler ışığında değerlendirmek gerekir.

İslami Hüküm

Hanefi mezhebine göre, büyük günah işleyen bir kimsenin tevbe etmeden sadece zikir ve tesbihlerle günahlarının affedileceğini düşünmesi doğru değildir. Tevbe etmek, günahların affı için şarttır. Zikir ve tesbih sevabı artırır ancak günahların affı için samimi tövbe ve pişmanlık gereklidir.

Deliller

Kur'an-ı Kerim'de Allah Teala şöyle buyurur:

“Şüphesiz Allah, kendisine şirk koşulmasını bağışlamaz; bunun dışında dilediğini bağışlar. Kim Allah’a şirk koşarsa, büyük bir günahla iftira etmiş olur.” (Nisa, 4/48)

Ayrıca tevbe ile ilgili ayette şöyle denir:

“Ey iman edenler! Hepiniz Allah’a samimi bir tövbe ile dönün ki kurtuluşa eresiniz.” (Nisa, 4/17)

Peygamber Efendimiz (s.a.v) de şöyle buyurmuştur:

“Her kim büyük günah işler de sonra tevbe ederse, Allah onun tevbesini kabul eder.” (Sahih Buhari, Tevbe, 1)

Detaylı Açıklama

Günah işleyen bir kimsenin sadece zikir ve tesbihle günahlarının affedileceğini düşünmesi, İslam’ın tevbe ve sorumluluk anlayışına aykırıdır. Zikir ve tesbih, kalbi temizler, sevap kazandırır ve Allah’a yakınlaştırır. Ancak büyük günahlar için samimi tövbe şarttır. Tövbe; pişmanlık duymak, günahı bırakmak ve bir daha işlememeye azmetmektir.

Bir kimse zina gibi büyük günah işler ve sonra sadece tesbihat yaparsa, bu hal günahın affı için yeterli olmaz. Çünkü Allah’ın affı, samimi tevbe ile mümkündür. Ayrıca, sevap ve günahların dengesi ahirette Allah’ın takdirindedir; ancak Kur’an ve hadisler, günahkarın tevbe etmeden cennete girmesinin mümkün olmadığını bildirir.

Bu nedenle, günah işleyen kişi önce tevbe etmeli, sonra zikir ve ibadetlerle sevaplarını artırmalıdır. Sevap ve günahların dengesi Allah’ın adaletine bırakılmıştır, ancak kulun sorumluluğu tevbe ve salih amellerdir.

Diğer Görüşler

Diğer mezhepler de tevbenin günahların affı için şart olduğunu kabul eder. Bazı görüşlerde zikir ve tesbihin günahların hafiflemesine vesile olabileceği belirtilse de, tevbe olmadan büyük günahların affı mümkün görülmez.

Sonuç

Sonuç olarak, büyük günah işleyen kişi, sevap kazanmak için zikir ve tesbih yapmalı ancak asıl öncelik samimi tevbe ve pişmanlık olmalıdır. Günahların affı için tevbe şarttır, sadece zikirle günahların affedileceğini düşünmek yanlıştır.

تم إعداد هذه الإجابة استنادًا إلى القرآن الكريم والأحاديث النبوية الشريفة ومصادر الفقه الإسلامي. ننصح بمراجعة عالم دين أو مفتٍ لحالتك الشخصية.

فتاوى ذات صلة