“Tevessül Meselesi”

Maelezo ya Swali

"Selamünaleyküm. Kıymetli hocam, size yazma sebebim, sorudan çok bilgi amaçlı bir konu. Sizin hakkınızda, sanırım pek de ehemmiyet vermeyip, üstüne eğilmediğiniz bir konu, beni derinden üzdü ve bu konuyu çözmek istedim. Vaktiyle Cübbeli Ahmet Hoca, kendisine soru soranların verdiği bilgi ile sizin tevessülü şirk saydığınızı ve dinlenmenizin mahzurlu olduğunu söylemiş. Bunu Haziran 2012 Arifan Dergisinde de tekrardan dile getirince Cübbeli Hoca’ya bir mektup yazma ihtiyacı hissettim. Mektubumda sizden bahsettim, fetvemeclisi.com’daki sizin tevessül ile ilgili fetvalarınıza yer verdim. Cübbeli Ahmet Hoca Metris cezaevinden yazdığı 13 Eylül 2012 tarihli mektubunda bu konuya tekrar değinmiş. Cemaatine, bu mektup kendisi cezaevinde iken okundu. Okuyan hoca efendi de bir parantezi yanlış okumuş ama yine de okundu. Mektupta bu konu ile yani sizinle ilgili kısım 8 word sayfası tuttuğundan ben kısaca birkaç paragraf size gönderiyorum: “Kıymetli kardeşim, evvela Nurettin Hoca’nın: ‘Ben yüzü suyu hürmetine diye dua yapmanın şirk olduğunu söylemedim.’ sözünü duymam beni çok sevindirdi. Çünkü bu lafızla dua yapan milyonlarca Müslümanı şirkle yani dinsizlikle suçlamış olsaydı, bu kendisi hakkında büyük bir tehlike olurdu. Bana nakleden kişi onun böyle dediğini nakletmişti ama şimdi senin vasıtanla kendisinin bizzat beyanına şahit olunca artık bunu kabul etmemiz gerekir. -bu arada çok uzun bir izah var- Dolayısıyla Nureddin Hoca’nın ‘Biz amelle tevessülü yeğleriz.’ sözü kendi tercihi olmakla beraber şu anda kendisinin şahsi amelleriyle tevessülü, Rasûlüllâh sallâllâhu aleyhi ve sellem hürmetine dua yapmaya tercih ettiğini ortaya koymaktadır. Kendisinin alın yazısı diye tabir edilen ‘Kader’  Allâh-u Teâlâ’nın ‘Arş üzerine istivâsının manası’ ve ‘İsa aleyhisselâmın bedeniyle kıyamete yakın ineceği’ gibi akaid metinlerinde yer alan mütevatir inanç konularındaki görüşlerini bilmediğim için sadece vefat etmiş insanlarla tevessülü ihtilaflı görüp, amel etmemesi hasebiyle Ehl-i Sünnet dairesinden çıkmayacağını bildiririm.  Kaderi inkâr eden Mustafa İslamoğlu ve İsa aleyhisselâmın nuzûlü gibi mütevatir akideyi reddeden Mustafa Karataş misali kimseler hakkında kullandığım ‘Sohbetini dinlemeyin.’ fetvasını Nureddin Hoca hakkında söylemediğimi ifade eder, kendisinden istifade tercihini sana havale ederim. Bütün cemaatime de benim ilmî reddiyelerimi, reddiye yapılan şahıslara hakaret malzemesi yapmamalarını, ilmî reddiye ile şahsi hakâreti özenle ayırmalarını vasiyet ederim.” 
Kıymetli Hocam belki de bana ‘Ne uğraşırsın bu işlerle’ diye kızarsınız. Ama ben şöyle düşünüyorum;  Bir mü’minin başka bir mü’min hakkında gelen yanlış bir haberle onun hakkında hüküm vermesi rahatsız edici. Ayrıca şöyle arzu ediyor, istiyorum: ‘Allah yolunda, Hak dava üstünde yürüyenler birbirleri ile omuz omuza dayanışma içinde olsunlar.’ Bunun için de dua ediyorum. Sizle alakalı bir konuda sizden habersiz giriştiğim bu işte sizi üzdüysem hakkınızı helal edin. Amacım, bir yanlış anlaşılmayı ortadan kaldırmak ve size karşı olan haksız tavra karşı olmak. Rabbim sizi hizmet yolunda muzaffer eylesin. Samimi söylüyorum, benim fikir hayatımda büyük etkiniz var. Size dua ediyor ve sizden de dua rica ediyorum."

Açıklama

Tevessül, Allah'tan yardım dilemek için Peygamber Efendimiz (s.a.v) veya salih kulların vesile kılınmasıdır. Bu konuda İslam alimleri arasında bazı görüş ayrılıkları olmakla birlikte, temel prensipler Kur'an ve sahih hadislerle belirlenmiştir.

İslami Hüküm

Hanefi mezhebine göre tevessül, Allah'ın rızasını kazanmak ve O'ndan yardım dilemek amacıyla Peygamber Efendimiz (s.a.v) veya salih kulların adını anmak suretiyle yapılabilir. Ancak bu, Allah'a ortak koşmak (şirk) anlamına gelmez. Tevessül, Allah'a doğrudan dua etmek esas olmakla birlikte, Peygamber ve salihlerin şefaatine inanmak ve onlardan Allah'a dua etmelerini istemek caizdir.

Deliller

Kur'an-ı Kerim'de tevessülün mahiyetiyle ilgili ayetler bulunmaktadır:

“Ey iman edenler! Allah'tan korkun ve doğru söz söyleyin.” (Ahzab, 33/70)

Burada doğru söz söylemek, Allah'a şirk koşmadan O'ndan yardım dilemeyi kapsar.

Hadislerde ise Peygamber Efendimiz (s.a.v) şöyle buyurmuştur:

“Benim adıma bir şey isterseniz, bana tevessül edin.” (Buhari, Tevhid, 9)

Bu hadis tevessülün Peygamber adına yapılabileceğini göstermektedir.

Detaylı Açıklama

Değerli Müslüman, tevessül, Allah'a yakın olan kimseler aracılığıyla O'ndan yardım dilemektir. Bu, Allah'ın izniyle gerçekleşir ve tevessül eden kişinin niyetinin samimi olması gerekir. "Yüzü suyu hürmetine" gibi ifadelerle dua etmek, eğer bu ifadeler Allah'a ortak koşma anlamına gelmiyorsa, şirk değildir. Ancak tevessülün sınırı, Allah'tan başka hiçbir varlığı ibadet ve dua mercii olarak görmemektir. Vefat etmiş salih kullardan yardım istemek, onların Allah katındaki makamları sebebiyle Allah'tan dilemek anlamına gelir ve Hanefi mezhebine göre bu caizdir.

Günümüzde, özellikle Türkiye'de Hanefi mezhebi mensupları arasında tevessül yaygın ve meşru bir ibadet şeklidir. Ancak tevessülün şirk sayılması, tevessülün mahiyetinin yanlış anlaşılmasından kaynaklanır. Bu nedenle, tevessül yapılırken niyetin ve ifadenin doğru olması önemlidir. Allah'a doğrudan dua etmek esas olup, tevessül bu duanın kabulü için bir vesiledir.

Diğer Görüşler

Şafii, Maliki ve Hanbeli mezheplerinde de tevessül genel olarak kabul edilir. Ancak bazı selefi ve modernist görüşler, tevessülü şirk sayabilirler. Bu ihtilaf, tevessülün nasıl yapıldığı ve niyetle ilgilidir. Cübbeli Ahmet Hoca'nın bazı ifadeleri, tevessülün yanlış anlaşılması veya aşırı yorumlanması sonucu ortaya çıkmıştır. Ancak Ehl-i Sünnet içinde tevessülün şirk olmadığı genel kabul görür.

Sonuç

Tevessül, Hanefi mezhebine göre Allah'a ortak koşmadan, Peygamber Efendimiz (s.a.v) ve salih kulların vesile kılınmasıdır ve şirk değildir. Bu konuda ihtilaflı görüşler olmakla birlikte, tevessülün mahiyetini doğru anlamak ve uygulamak önemlidir. Kardeşim, tevessül yaparken niyetini temiz tut ve Allah'a doğrudan dua etmeyi ihmal etme.

Jibu hili limetayarishwa kwa msingi wa Qurani Tukufu, Hadithi na vyanzo vya sheria ya Kiislamu. Tunapendekeza kushauriana na mwanazuoni au mufti kwa hali yako binafsi.

Fatwa Zinazohusiana