Siyaset Nasıl Yapılmalıdır?

Savol tafsilotlari

"Selamünaleyküm hocam ben Allah'ın emirlerinden ve yasaklarından başka hayat nizamı kabul etmeyen ve bunun içinde, bulunduğum her ortamda Kur'an ve sünnete uygun yaşamaya özen gösteriyorum(.sivil toplum örgütleri, siyasi partiler Kur'an kursları vb.) benim size sorum, siyasetle uğraşan kişilere bireysel hükümlülüklerini hatırlattığımızda ben zaten kul hakkı yemiyorum oluyor. İhalelerde Özellikle makamda olan Ya da yakınlarının çoğu zaman imtiyaz kullandıklarını görüyoruz. Başkası alacağına biz alalım hem iyi yerlerde kullanırız diyorlar. Ben onlara hakkaniyet ölçüsüne uyguluyorsa başka yerlerde niye girmiyorsunuz diyorum. Oralarda sorun çıkar gerek yok diyorlar. İnanın bu gördüklerimin ve şahit olduklarımın 100'de biri bile değil. Yıllar önce sizin sayenizde bedava ev sahibi olmak için yapılan girişimi engelledik o zaman bile çok dışlandık bunun hak olduğunu iddia edenler olmuştu çok güvendiğimiz insanlar bile (siyasi ve dini önderler).mesela 2B takdir komisyonunda olan birisinin 2B kapsamında yeri olduğunu hatta üye olduktan sonra yeri aldığına şahit olduk uyardık ama bunun hakkı olduğunu idarecilerin bir şey demediklerini söylüyor ya da kimse bilmiyor hocam Allah rızası için bu siyasetçinin sınırları ve hakları nelerdir buna cevap verebilir misiniz?"

Açıklama

Siyaset, İslam'da toplumun düzeni, adaletin sağlanması ve insanların haklarının korunması için önemli bir alandır. Müslümanların siyaset yaparken Kur'an ve Sünnet ölçülerine uygun hareket etmeleri esastır.

İslami Hüküm

Hanefi mezhebine göre siyasetle uğraşan kimse, Allah'ın emirlerine ve yasaklarına riayet ederek, adaletle hareket etmek, kul hakkından sakınmak ve kamu menfaatini gözetmekle yükümlüdür. Siyasetçi, makamını ve imkânlarını şahsi çıkarlar için değil, toplumun hayrı için kullanmalıdır.

Deliller

Kur'an-ı Kerim'de adalet ve hakkaniyetle ilgili birçok ayet bulunmaktadır. Bunlardan biri şöyledir:

“Ey iman edenler! Adaleti ayakta tutan, Allah için şahitlik eden kimseler olun. Bir topluluğa olan kininiz, sizi adaletsizliğe itmesin. Adil olun, bu takvaya daha yakındır.” (Nisa, 4:135)

Hz. Peygamber (sav) de şöyle buyurmuştur:

“Her kim bir müminin hakkını korursa, Allah da onun kıyamet günündeki hakkını korur.” (Buhari, Edeb 69)

Detaylı Açıklama

Değerli Müslüman kardeşim, siyaset alanında kul hakkı yemek, imtiyaz kullanmak, haksız yere makam ve kaynakları şahsi veya yakın çevre menfaatine tahsis etmek İslam'a aykırıdır. Siyasetle uğraşanlar, Allah'ın emirlerini rehber edinmeli, adaleti gözetmeli ve toplumun haklarını korumalıdır. Bu, sadece bireysel sorumluluk değil, aynı zamanda toplumsal bir görevdir. İhalelerde, kamu kaynaklarının kullanımında şeffaflık ve hakkaniyet esastır. Hakkı savunmak ve haksızlıkları dile getirmek de bir farzdır. Ancak bu yapılırken hikmet ve güzel sözle uyarıda bulunmak, fitne çıkarmamak önemlidir (Nahl, 16:125).

Günümüzde siyaset alanında yaşanan imtiyaz ve kul hakkı ihlalleri, toplumda güven kaybına yol açar. Bu nedenle Müslümanlar, hem bireysel hem de toplumsal olarak bu yanlışlara karşı durmalı, hakkı savunmalı ve zulme ortak olmamalıdır. Siyasi ve dini önderlerin de bu konuda örnek olması gerekir.

Diğer Görüşler

Diğer mezhepler de benzer şekilde siyasetçinin adaletli ve hakkaniyetli olması gerektiğini vurgular. Şafii ve Malikî mezheplerinde de kul hakkı yememek ve kamu menfaatini gözetmek temel prensiptir. Hanbeli mezhebi de siyasetçinin şeffaf ve sorumlu davranmasını önceler.

Sonuç

Siyasetle uğraşanlar, Allah'ın emirlerine bağlı kalarak adalet ve hakkaniyeti esas almalı, kul hakkından kaçınmalı ve kamu kaynaklarını toplum yararına kullanmalıdır. Haksızlık karşısında sesini yükseltmek ve hakkı savunmak her Müslümanın görevidir.

Ushbu javob Qur'oni Karim, Hadisi Sharif va islomiy fiqh manbalari asosida tayyorlangan. Shaxsiy holatingiz uchun mahalliy din olimi yoki muftiga murojaat qilishni tavsiya etamiz.

Sizin de bir sorunuz mu var?

Aradığınızı bulamadıysanız, sorunuzu bize iletin. Fıkhi delillerle desteklenmiş ücretsiz yanıt alın.

Soru Sor

Tegishli fatvolar