Psikolojik Sorunları Olan Hastaya Karşı Davranışlar ve Sorumluluklar
प्रश्न का विवरण
"Eşimin validesinin uzun yıllardır psikolojik sorunları var. İbadetlerini yerine getirmiyor. Aslında aklı çalışıyor, bir çok şeyi aklında tutabiliyor. Mesela, çok dikkatli birçok şeyi asla unutmuyor fakat imani meselelerle alakalı bir şeyler anlattığımızda anlayamıyor, mesela geçen rüyamda birini gördüm o Allah mıydı acaba gibi sorular sorabiliyor. Doktor mükellef olmadığını söyledi fakat bazen bizim bile akıl edemediğimiz şeyler söylüyor, çözümler üretiyor. Ama bir yandan temizliğine, taharetine vs. hiç dikkat etmiyor. Doktor üç-dört ayda bir on beş dakika görerek bu mevzuya ne kadar hakim olabilir?
Biz de arafta kaldık açıkçası, mükellef mi değil mi diye. Bu sebepten Ramazan’da tutmadığı oruçların kefaretini ödemeli miyiz mesela, ya da ona imani bazı durumları izaha uğraşmalı mıyız? Biz konuda ne kadar sorumluyuz? Ya da şöyle sorayım, bu konuda evladı olarak eşim ne kadar sorumlu? Bir de efendim ayrı bir sual olarak, kayın validem yalnız olduğundan birlikte yaşamak durumunda olduğumuz için kendisiyle biz ilgileniyoruz. Özellikle temizlik ve necaset konusundaki hassasiyetsizliği bizi çileden çıkarıyor. Zaman zaman kendisine karşı bazen kırıcı olabiliyoruz. Bağırıp çağırıp yeri gelince çocuk misali azarlayabiliyoruz, çünkü yumuşak davranınca bizi kullanıyor ve kesinlikle daha da dikkatsiz davranıyor. Anneye üf bile demek yasaklanmışken bizim bunları yapmamız, onun iyiliği için bile olsa yanlış mıdır? Bir de kendisine çoğu zaman yalan söylemek durumunda kalıyoruz, çünkü doğruyu söylediğimizde başımızı epey bir ağrıtıyor. Mesela çoğu zaman onu götüremeyeceğimiz bir yer olduğunda mecburen onun gitmek istemediği bir yer ismi söylüyoruz. Ya da o gün işimiz olmasa bile işe gideceğimizi söylüyoruz. Çünkü gerçekten bizi çok üzüyor. Yaptığımız bu siyaset ve yalanlar bizi günaha sokuyor mu?"
Açıklama
Psikolojik sorunları olan bir yakına karşı İslam'da nasıl davranılması gerektiği, sorumlulukların neler olduğu ve ibadet yükümlülüklerinin durumu önemli bir meseledir.
İslami Hüküm
Hanefi mezhebine göre, akıl sağlığı tam olmayan ve imani konuları anlamakta güçlük çeken kişi mükellef sayılmaz. Bu durumda onun yerine kefaret ödemek gerekmez. Aile bireylerinin, özellikle evlatların, psikolojik sorunları olan yakınlarına karşı sabırlı, şefkatli ve uygun şekilde davranmaları farzdır. Ancak bu, kırıcı davranışlar ve yalan söyleme gibi durumların meşru olduğu anlamına gelmez; bu tür davranışlar mümkün olduğunca kaçınılmalıdır.
Deliller
Kur'an-ı Kerim'de akıl sağlığı yerinde olmayanların sorumluluğu kaldırılmıştır:
"Allah, kimseye gücünün yetmediği bir şeyi yüklemez." (Bakara, 2/286)
Hz. Peygamber (sav) de şöyle buyurmuştur:
"Mekke müşrikleri arasında akıl hastası olan kimse sorumlu tutulmaz." (Buhari, Müslim)
Aileye karşı davranışta ise Peygamber Efendimiz'in şu hadisi rehberdir:
"Kolaylaştırınız, zorlaştırmayınız, müjdeleyiniz, nefret ettirmeyiniz." (Buhari)
Detaylı Açıklama
Değerli Müslüman, psikolojik rahatsızlığı olan bir yakının ibadetlerini tam yapamaması, imani meseleleri anlamakta zorlanması onun mükellefiyetini kaldırır. Bu durumda onun adına oruç veya namaz kefareti ödemek gerekmez. Çünkü sorumluluk akıl ve idrak ile bağlantılıdır. Doktorun da belirttiği gibi, mükellefiyetin kaldırılması tıbbi bir konudur ve dışarıdan kısa süreli muayene ile tam tespiti zor olabilir. Ancak genel olarak, kişinin imani konularda ciddi zorluk yaşaması mükellefiyetin kalktığını gösterir.
Aile olarak yapmanız gereken, onun haline sabırla yaklaşmak, zorlamamak ve mümkünse dini bilgileri onun anlayabileceği şekilde basit ve sevgi dolu anlatımlarla vermektir. Temizlik ve taharet konusundaki ihmaller ise, kişinin psikolojik durumuna göre değerlendirilmelidir. Eğer bu ihmaller bilinçsizce ve hastalık sebebiyle ise, aile sabırlı olmalı, zorlamadan yardımcı olmalıdır.
Kırıcı davranışlar, bağırmak, azarlamak gibi tutumlar İslam ahlakına uygun değildir ve mümkün olduğunca kaçınılmalıdır. Peygamber Efendimiz (sav) anneye karşı yumuşak davranmayı emretmiştir. Ancak psikolojik rahatsızlığı olan kişiye karşı davranışta denge kurulmalıdır; şefkat ve sabır ön planda olmalıdır. Yalan söylemek ise genel olarak haramdır, ancak zorunlu durumlarda, kişinin zarar görmemesi için küçük beyaz yalanlar (mubah olan) bazı alimlerce hoşgörülebilir. Fakat bu da sürekli ve alışkanlık haline gelmemelidir. En iyisi, mümkün olduğunca doğruyu nazikçe ve anlayışla anlatmaya çalışmaktır.
Diğer Görüşler
Şafii ve Hanbeli mezheplerinde de akıl hastalarının sorumluluğu kaldırılmıştır. Maliki mezhebi de benzer şekilde değerlendirir. Bazı alimler, psikolojik rahatsızlığın derecesine göre mükellefiyetin değişebileceğini belirtirler. Bu nedenle aile fertlerinin doktor ve ilahiyatçılarla istişare halinde olması faydalıdır.
Sonuç
Özetle, psikolojik sorunları olan kayın valideniz mükellef değildir, onun adına kefaret ödeme zorunluluğunuz yoktur. Ona karşı sabırlı, şefkatli ve anlayışlı davranmanız, kırıcı söz ve davranışlardan kaçınmanız gerekir. Yalan söylemekten mümkün olduğunca uzak durun, zorunlu durumlarda ise dikkatli olun. Aile olarak destek ve sevgiyle yaklaşmak en doğrusudur.
Sizin de bir sorunuz mu var?
Aradığınızı bulamadıysanız, sorunuzu bize iletin. Fıkhi delillerle desteklenmiş ücretsiz yanıt alın.