Mehir Dışında Kanunla Alınanlar Caiz mi?
Fragedetails
"Selamünaleyküm hocam. Hizmetlerinizden ötürü Allah razı olsun, Allah c.c. cennette buluştursun hepimizi diye dua ediyorum. Hocam, İslam’a göre boşandığında hanıma mehirini ödeyen kişi medeni kanunlarımıza göre gerekli nafakaları mal bölüşmelerini yapmak zorunda mıdır, mehir dışında ödenenler, kanun zoruyla alınanlar, caiz midir? Bir hoca, namazı olmayanın dini de olmaz nikâhı da olmaz dedi. Evliliğimiz ilk zamanlarında namaz kılmadığım zamanlar oldu ama şu an kılıyorum. Eşim bazen kılmıyor, nikâhımıza zarar olur mu? Bir şekilde nikâhımız zarar görmüşse nasıl düzeltebiliriz? Allah razı olsun."
Açıklama
Mehir, İslam nikahında erkeğin kadına verdiği meşru bir haktır. Ancak medeni kanunlar çerçevesinde boşanma sonrası nafaka ve mal paylaşımı gibi yükümlülükler de bulunmaktadır. Bu iki alanın İslam hukuku ve modern hukuk açısından değerlendirilmesi önemlidir.
İslami Hüküm
Hanefi mezhebine göre, mehir boşanma halinde kadına ödenmesi farz olan bir haktır. Ancak mehir dışında, İslam hukukunda nafaka ve mal paylaşımı gibi konuların kapsamı sınırlıdır. Medeni kanunların öngördüğü nafaka ve mal paylaşımı ise İslam hukukunda zorunlu olmamakla birlikte, müminlerin birbirlerine karşı hakkaniyet ve iyilikle davranmaları tavsiye edilir.
Deliller
Kur'an-ı Kerim'de mehirin ödenmesi açıkça emredilmiştir:
"Erkekler için kadınlardan, mehirlerini vermeleri vaciptir." (Nisa, 4/4)
Nafaka konusunda ise Peygamber Efendimiz (s.a.v) şöyle buyurmuştur:
"Bir kimse, boşadığı karısına nafaka vermezse, kıyamet günü Allah ona gazap eder." (İbn Mace)
Bu hadis, nafakanın önemini vurgulamakla birlikte, nafakanın kapsamı ve süresi konusunda farklı yorumlar bulunmaktadır.
Detaylı Açıklama
Değerli Müslüman kardeşim, İslam hukuku mehirin ödenmesini kesin bir yükümlülük olarak kabul eder. Ancak medeni kanunlar, boşanma sonrası kadının geçimini temin etmek için nafaka ve mal paylaşımı gibi ek haklar tanımaktadır. Bu haklar İslam hukukunda doğrudan farz olmasa da, adalet ve iyilik prensipleri çerçevesinde yerine getirilmesi tavsiye edilir.
Mehir dışında kanunla alınan nafaka ve mal paylaşımları, kadının sosyal ve ekonomik haklarını korumaya yöneliktir. Bu nedenle, İslam toplumlarında bu tür düzenlemelerin uygulanması, aile içi adaletin sağlanması açısından önemlidir.
Namaz konusunda ise, bir kişinin namaz kılmaması nikahın batıl olmasına sebep olmaz. Peygamber Efendimiz (s.a.v) şöyle buyurmuştur:
"İslam beş temel üzerine bina edilmiştir: Allah'tan başka ilah olmadığına ve Muhammed'in Allah'ın Resulü olduğuna şehadet etmek, namaz kılmak, zekât vermek, oruç tutmak ve hacca gitmek." (Buhari, Müslim)
Namaz, İslam'ın temel şartlarından biridir ancak namaz kılmayan bir kişinin nikahı geçerlidir. Fakat namazı terk etmek günah ve dini sorumlulukların yerine getirilmemesi anlamına gelir. Eşler birbirlerini namaza teşvik etmeli, sabır ve sevgiyle dini hayatlarını güçlendirmelidir.
Eğer nikahınızda dini anlamda bir zarar olduğunu düşünüyorsanız, birlikte ilmihal çalışmak, dini sohbetlere katılmak ve gerektiğinde bir din alimi ile görüşmek faydalı olacaktır.
Diğer Görüşler
Diğer mezheplerde de mehirin ödenmesi farzdır. Nafaka konusunda Hanefi mezhebi, kadının iddet süresi boyunca nafaka almasını farz kabul eder. Şafii ve Hanbeli mezheplerinde ise nafaka süresi ve kapsamı farklılık gösterebilir. Modern hukuk ise kadının ekonomik durumunu gözeterek daha geniş haklar tanır.
Sonuç
Mehir İslam'da kesin bir haktır ve ödenmelidir. Medeni kanunların öngördüğü nafaka ve mal paylaşımı ise İslam'ın adalet ve iyilik prensipleri çerçevesinde yerine getirilmesi uygun olan haklardır. Namaz kılmamak nikahı geçersiz kılmaz ancak dini sorumluluğun yerine getirilmesi önemlidir. Eşler birbirlerine karşı sabırlı ve anlayışlı olmalıdır.
Sizin de bir sorunuz mu var?
Aradığınızı bulamadıysanız, sorunuzu bize iletin. Fıkhi delillerle desteklenmiş ücretsiz yanıt alın.