Kimler fidye verir ve bu fidye kimlere verilir?
प्रश्न का विवरण
"Kayın validem 100 yaşını geçeli çok oldu. Oruç tutamıyor. Bu durumda kendisine fidye düşüyor mu, düşüyorsa kimlere verebilir bu fidyeyi? Torunu okulda okuyor, ona verebilir mi?"
Açıklama
Fidye, oruç tutamayan ve tutması da kendisinden beklenmeyen kimselerin, tutamadıkları her gün için bir fakire yemek vermesi gereken bir bedeldir. Bu, özellikle yaşlılık, hastalık gibi mazeretler sebebiyle oruç tutamayanlar için geçerlidir.
İslami Hüküm
Hanefi mezhebine göre, oruç tutamayan ve tutması kendisinden beklenmeyen (mesela yaşlılık sebebiyle oruç tutamayan) kimseler, her gün için bir fakire bir günlük yiyecek vermekle yükümlüdürler. Bu fidye, oruç tutamayan kişinin kendisi tarafından verilir. Fidye, oruç tutamayan kişinin yakınlarına veya torununa verilemez; doğrudan ihtiyaç sahibi fakirlere verilmelidir.
Deliller
Kur'an-ı Kerim'de oruç tutamayanlar için fidye hükmü şu ayette belirtilmiştir:
"Kim hasta olur veya yolculukta bulunursa, tutamadığı günler sayısınca diğer günlerde oruç tutar. Oruç tutmaya gücü yetmeyenlere ise, bir fakiri doyuracak kadar fidye vermek gerekir." (Bakara, 2/184)
Hz. Peygamber (s.a.v) de oruç tutamayan yaşlılar için fidye vermeyi tavsiye etmiştir. Sahih hadislerde bu konuda şu ifade geçer:
"Oruç tutmaya gücü yetmeyen yaşlılar veya hastalar, her gün için bir fakiri doyuracak kadar fidye versinler." (Buhari, Savm 34)
Detaylı Açıklama
Değerli Müslüman, kayın validenizin 100 yaşını geçmiş olması ve oruç tutamaması, onun için fidye vermesini gerektirir. Fidye, her gün için bir fakirin bir günlük yiyeceği kadar olmalıdır. Bu fidye, doğrudan ihtiyaç sahibi fakirlere verilmelidir. Fidyenin torun gibi aile bireylerine verilmesi caiz değildir, çünkü fidyenin amacı oruç tutamayan kişinin yerine ihtiyaç sahiplerini doyurmaktır.
Türkiye'de Diyanet İşleri Başkanlığı da bu konuda benzer görüş bildirmiştir. Fidye, yoksul ve muhtaç kimselere verilmelidir. Fidye miktarı, kişinin bulunduğu yerin ekonomik şartlarına göre değişebilir; genellikle bir günlük temel gıda bedeli esas alınır.
Fidye vermek isteyenler, çevrelerindeki fakirleri, yoksulları veya resmi yardım kuruluşları aracılığıyla ihtiyaç sahiplerine ulaştırabilirler. Ayrıca, fidye borcu olan kişi veya yakınları, bu yükümlülüğü yerine getirmekle sorumludur.
Diğer Görüşler
Şafii ve Hanbeli mezheplerinde de benzer şekilde fidye verilmesi gerektiği kabul edilir. Maliki mezhebinde ise, yaşlılık sebebiyle oruç tutamayanların fidye vermesi vacip değil, müstehap (seçmeli) görülür. Ancak Hanefi mezhebi ve Diyanet'in görüşü daha yaygın ve pratiktir.
Sonuç
Kayın valideniz oruç tutamıyorsa, her tutamadığı gün için bir fakire bir günlük yiyecek fidyesi vermelidir. Bu fidye, torun gibi aile bireylerine değil, gerçek ihtiyaç sahiplerine verilmelidir. Bu şekilde hem dini sorumluluğu yerine getirilmiş olur hem de ihtiyaç sahiplerine yardım edilmiş olur.
Sizin de bir sorunuz mu var?
Aradığınızı bulamadıysanız, sorunuzu bize iletin. Fıkhi delillerle desteklenmiş ücretsiz yanıt alın.