İman Edip Salih Amel İşlemek
Faahfaahinta Su'aasha
"Hocam bazı insanlar nur suresi 55. ayeti kerimesi geregi diyorlar ki; biz sadece iman edip de salih ameller işleyerek yeryüzüne hakim olacagız diyorlar. Acaba bu ne kadar dogrudur? Müslüman bir toplumun yeryüzüne hakim olması yalnızca nur 55 de geçen şartlara mı baglıdır? Eger öyleyse çeçenistandan afganistana kadar mücahitler neden çarpışıyorlar? Evlerinde otursunlar, salih amel ve şirkten uzak kalsınlar nasıl olsa Allah hilafet verecektir demek ne kadar dogrudur?"
Açıklama
Nur Suresi 55. ayet, iman eden ve salih amel işleyenlerin Allah'ın izniyle yeryüzünde hakimiyet kuracaklarını ifade eder. Ancak bu ayetin anlamı ve kapsamı, İslam toplumlarının dünya üzerindeki hakimiyet durumu ile ilgili tek başına yeterli bir açıklama değildir.
İslami Hüküm
Hanefi mezhebine göre, Nur Suresi 55. ayette belirtilen iman ve salih amel, Allah'ın rızasını kazanmak ve O'nun yardımıyla toplumun huzur ve adalet içinde yaşamasının temelidir. Ancak yeryüzünde hakimiyetin gerçekleşmesi sadece bu iki şartla sınırlı değildir; aynı zamanda toplumsal, siyasi ve tarihi şartlar da etkilidir.
Deliller
Kur'an-ı Kerim'de bu konuya dair önemli bir ayet şudur:
"Allah, iman edenleri ve salih ameller işleyenleri vaad ettiği zaman mutlaka onlara yeryüzünde iktidar verir." (Nur Suresi, 24:55)
Ayet, Allah'ın vaadini ve iznini vurgular, ancak bu vaadin gerçekleşmesi için insanların da çaba göstermesi gerekir. Ayrıca Peygamber Efendimiz (sav) şöyle buyurmuştur:
"İslam, önce zayıf ve küçük bir topluluk olarak başlar, sonra Allah'ın izniyle yeryüzüne hakim olur." (Buhari, İman, 4)
Detaylı Açıklama
Değerli Müslüman, Nur Suresi 55. ayet, iman ve salih amel işleyenlerin Allah'ın yardımıyla yeryüzünde hakimiyet kuracağını müjdeler. Ancak bu, insanların sadece evlerinde oturup bekleyeceği anlamına gelmez. İslam'da ihlaslı amellerle birlikte toplumsal sorumluluk, adaletin sağlanması, meşru mücadele ve gayret de önemlidir.
Müslümanların yeryüzünde hakimiyet kurması, sadece bireysel ibadet ve salih amel ile değil, aynı zamanda toplumsal düzenin kurulması, zulmün engellenmesi ve adaletin tesis edilmesiyle mümkündür. Bu nedenle, Çeçenistan, Afganistan gibi bölgelerde mücahitlerin mücadele etmesi, zulme karşı direniş ve adaletin sağlanması için gösterilen çabalardır. Bu mücadeleler, sadece silahlı çatışma değil, aynı zamanda sabır, dua, eğitim ve sosyal dayanışma gibi birçok boyutu içerir.
Allah'ın vaadi kesin olmakla birlikte, bu vaadin gerçekleşmesi için insanların da gayret göstermesi gerekir. Kur'an'da da belirtildiği gibi:
"Şüphesiz Allah, bir toplumun durumunu değiştirmedikçe, onlar kendi durumlarını değiştirmezler." (Ra'd Suresi, 13:11)
Bu ayet, insanların aktif çaba göstermeden sadece beklemelerinin yeterli olmadığını gösterir.
Diğer Görüşler
Diğer mezhepler de benzer şekilde yorumlar. Şafii ve Malikî mezheplerinde de iman ve salih amel önemli olmakla birlikte, toplumsal ve siyasi sorumlulukların da yerine getirilmesi gerektiği vurgulanır. Bazı alimler, Nur Suresi 55. ayetin daha çok ahiret müjdesi olduğunu, dünya hakimiyetinin ise çeşitli sebeplerle zaman alabileceğini belirtirler.
Sonuç
Özetle, Nur Suresi 55. ayet iman ve salih amel işleyenlerin Allah'ın izniyle yeryüzünde hakim olacağını bildirir. Ancak bu, insanların sadece bekleyip hiçbir çaba göstermemesi anlamına gelmez. Müslümanlar, imanlarını ve salih amellerini korurken aynı zamanda adalet, mücadele ve toplumsal sorumluluklarını da yerine getirmelidirler.
Bu dengeyi gözetmek, İslam'ın ruhuna uygun hareket etmek demektir.