İmam Rabbani'nin, 'Allah'ın zahir sıfatıyla...' ifadelerini nasıl anlamalıyız?

Faahfaahinta Su'aasha

"İmam Rabbani’nin Mektubat'ında, birinci mektubunda, "Allah'ın zahir sıfatıyla kadının fercine tecellisine mazhar oldum" kaidesi var mıdır? Bunu sürekli duyuyoruz ve birçok tartışmaya konu oluyor aramızda. Mektubat'ı okuma imkanımız da yok maalesef."

Açıklama

İmam Rabbani'nin "Allah'ın zahir sıfatıyla kadının fercine tecellisine mazhar oldum" ifadesi, tasavvufi bir anlatım olup, zahir sıfat kavramı ve onun tecellisi hakkında derin bir anlayış gerektirir.

İslami Hüküm

Hanefi mezhebine göre, Allah'ın sıfatları zatından ayrı düşünülemez ve O'nun sıfatları mutlak ve mükemmeldir. Ancak Allah'ın sıfatlarının yaratılmış varlıklarda doğrudan tecellisi veya fiziksel bir yansıması şeklinde anlaşılması uygun değildir. Bu tür ifadeler tasavvufi mecazlar olarak değerlendirilir, literal anlamda alınmaz.

Deliller

Kur'an-ı Kerim'de Allah'ın sıfatları açıkça belirtilmiş ve O'nun zatından ayrı olmadığı vurgulanmıştır:

"O, kendisine hiçbir şey denk olmayan, her şey O'nun katındadır." (Şura, 42/11)

Hz. Peygamber (sav) de Allah'ın zatı ve sıfatları hakkında ölçülü konuşmayı öğütlemiştir:

"Allah hakkında aşırı gitmeyin, O'nu olduğundan fazla ya da az tanımayın." (Tirmizi)

Detaylı Açıklama

İmam Rabbani'nin Mektubat'ında geçen bu ifade, tasavvufi bir dil ve mecazdır. Tasavvuf, Allah'ın varlığı ve sıfatlarının insan kalbinde ve evrende nasıl tecelli ettiğini mecazi ve manevi anlamda anlatır. "Zahir sıfat" terimi, Allah'ın dışa yansıyan, görünür sıfatları anlamına gelir. Ancak bu, Allah'ın sıfatlarının yaratılmış bir varlıkta fiziksel veya literal şekilde ortaya çıkması anlamına gelmez. Bu tür ifadeler, Allah'ın kudretinin ve varlığının her yerde hissedildiğini, hatta insan bedeninde ve evrende bir yansıma bulduğunu anlatmak için kullanılır.

Bu tür tasavvufi ifadeler, özellikle zahir (görünür) ve batın (gizli) kavramlarıyla Allah'ın varlığının farklı boyutlarını açıklamaya çalışır. Ancak Hanefi fıkhı ve kelamı açısından, Allah'ın sıfatlarının yaratılmış varlıklarda doğrudan tecellisi şeklinde yorumlanması bid'at ve yanlış anlamalara yol açabilir.

Günümüzde bu tür ifadelerle karşılaşıldığında, onları literal anlamda değil, mecazi ve tasavvufi bir dil olarak değerlendirmek, İslam'ın temel inanç esaslarına uygun olur. Ayrıca, bu tür tasavvufi metinleri anlamak için sağlam bir tasavvuf bilgisi ve ilmihal bilgisi gereklidir.

Diğer Görüşler

Diğer tasavvuf ekolleri ve bazı mutasavvıflar bu tür ifadeleri Allah'ın varlığının ve sıfatlarının evrende ve insan kalbinde tecellisi olarak yorumlar. Ancak Hanefi mezhebi ve özellikle Diyanet İşleri Başkanlığı'nın resmi görüşü, bu tür ifadelerin literal değil, mecazi anlamda anlaşılması gerektiği yönündedir.

Sonuç

Değerli Müslüman, İmam Rabbani'nin bu ifadesi tasavvufi bir mecazdır ve literal anlamda alınmamalıdır. Allah'ın sıfatlarının yaratılmış varlıklarda doğrudan tecellisi şeklinde yorumlamak İslam inanç esaslarına uygun değildir. Bu tür ifadeleri anlamak için tasavvufi ilimlere başvurmak ve temel akaid bilgilerini göz önünde bulundurmak gerekir.

Jawaabtan waxaa lagu diyaariyey aasaaska Qur'aanka Kariimka, Xadiithka iyo ilaha sharci-islaameedka. Waxaan kugu talineynaa inaad la tashatid culimo ama mufti xaaladaada gaarka ah.

Sizin de bir sorunuz mu var?

Aradığınızı bulamadıysanız, sorunuzu bize iletin. Fıkhi delillerle desteklenmiş ücretsiz yanıt alın.

Soru Sor

Fatwaayaal La Xiriira