Görmediğim Allah'a Tapmam Denilen Yerde Zikir

Faahfaahinta Su'aasha

"Selamun Aleykum Hocam, sorum şu 30 yaşındayım 10 senem tevhidi bir cemaatte geçti
ve bazı problemlerden dolayı ayrıldık. 5 yıldır da ... diye bir
tariki yolla tanıştım ama şüphelerim var
bu yolda. Namaz bedenen kılınan değil kulun daimi namazda olması gerektiği ve
havasın namazla oruçla işi olmadığı, onların daimi namazda ve oruçta
oldukları, bize bunları anlatan abimiz bu yolda aklın ayak bağı olduğunu,
irademizi onun iradesine vermemiz gerektiğini, Allah'ın bu dünyada
görülmeyince öbür dünyada da görülemeyeceği, Hz. Ali r.a ben görmediğim Allah'a
tapmam dediği ve benzeri... Cemal nur sargut gibi kimselerin muhabbetleri,
halvetilik denilen sohbetler... Benim kafamda bir Allah ve emir ve yasakları
vardı ama bu algım değişiyor. Ben bundan korkuyor ve anlamıyorum, ne
yapmalıyım? Sizi Allah için seviyor ellerinizden öpüyorum. Hayırlı Ramazanlar..."

Açıklama

Değerli Müslüman, Allah’a iman ve ibadet anlayışında doğru yolun bulunması çok önemlidir. İslam’da Allah’a iman, O’nu hem kalben hem de amellerle tasdik etmeyi gerektirir. İbadetlerin şekli ve manası Kur'an ve Sünnet ışığında belirlenmiştir.

İslami Hüküm

Hanefi mezhebine göre, Allah’a iman etmek, O’nu görmediğimiz halde varlığına ve birliğine kesin olarak inanmak ve bu imanla birlikte farz olan ibadetleri yerine getirmektir. Namaz ve oruç gibi ibadetler, bedenen ve bilinçli olarak yapılmalıdır. "Daimi namazda olmak" gibi tasavvufi ifadeler, Kur'an ve sahih hadislerle uyumlu olmalıdır. Akıl ve irade, İslam’da kullukta önemli yer tutar ve bunların terk edilmesi doğru değildir.

Deliller

Kur'an-ı Kerim'de Allah'ın görülmesi konusu ahirete bırakılmıştır:

"Yüzlerini ancak kıyamet günü ateşten koruyacak olan Allah'ı göreceklerdir." (Kasas, 28/88)

İman, Allah’a görünmeden inanmayı gerektirir:

"Görmeden iman edenler ne güzel olanlardır!" (Enfal, 8/2)

Namaz ve oruç gibi ibadetlerin farz oluşu ve yerine getirilmesi emredilmiştir:

"Namazı dosdoğru kılın ve zekâtı verin." (Bakara, 2/43)
"Oruç, size farz kılındığı gibi, sizden öncekilere de farz kılındı." (Bakara, 2/183)

Hz. Ali'nin "Ben görmediğim Allah'a tapmam" sözü, Allah'ın görünmezliği ve iman esasını vurgulamak içindir, bu imanla beraber farz ibadetler terk edilmez.

Detaylı Açıklama

İslam’da iman, Allah’ı görmeden kalpten tasdik etmektir. Bu iman, akıl ve irade ile desteklenir. Namaz ve oruç gibi ibadetler, hem beden hem ruh ile yapılır; sadece kalpte veya zihinde olmak yeterli değildir. "Daimi namazda olmak" ifadesi, tasavvufi bir mecazdır ve kişinin kalbini Allah’a yöneltmesi anlamına gelir, ancak bu, farz namazların terk edilmesi anlamına gelmez. Akıl, Allah’ın kullarına verdiği bir nimettir ve iradenin teslim edilmesi, insanın sorumluluğunu ortadan kaldırmaz. İslam, kolaylaştırıcıdır ve zorluk çıkarmaktan kaçınır. Bu nedenle, ibadetlerin şekli ve şartları Kur'an ve Sünnet’e uygun olmalıdır. Şüpheleriniz varsa, güvenilir ilahiyatçılar ve Diyanet gibi resmi kaynaklardan destek almanız faydalı olur.

Diğer Görüşler

Diğer tasavvufi ve tarikat anlayışlarında, kalbin sürekli Allah’ı anması ve manevi bir hal içinde bulunması önemsenir. Ancak bu görüşler, farz ibadetlerin yerine getirilmesini ortadan kaldırmaz. Şafii, Maliki ve Hanbeli mezheplerinde de benzer şekilde, ibadetlerin şekli ve farz oluşu Kur'an ve Sünnet’e dayanır.

Sonuç

Allah’a iman, O’nu görmeden kalpten tasdik etmektir ve bu imanla birlikte farz ibadetler yerine getirilmelidir. Akıl ve irade, kulluğun temel unsurlarıdır. Şüphelerinizde güvenilir kaynaklara başvurunuz ve ibadetlerinizi Kur'an ve Sünnet çerçevesinde yapmaya devam ediniz.

Jawaabtan waxaa lagu diyaariyey aasaaska Qur'aanka Kariimka, Xadiithka iyo ilaha sharci-islaameedka. Waxaan kugu talineynaa inaad la tashatid culimo ama mufti xaaladaada gaarka ah.

Sizin de bir sorunuz mu var?

Aradığınızı bulamadıysanız, sorunuzu bize iletin. Fıkhi delillerle desteklenmiş ücretsiz yanıt alın.

Soru Sor

Fatwaayaal La Xiriira