Faize Tevbe Ettikten Sonra Kalan Kâr ve Ana Paranın Durumu

Sorunun Detayı

"Selamünaleyküm Nureddin hocam. Arkadaşım Ankara’da bilgisayar işi yapıyor, işleri de iyi durumda. Bugün kendisinden şunu öğrendim, bu arkadaşın 60.000 liralık sermayesi varken para satmaya başlamış ve şu anda 60.000 lira ana para ve 30.000 lira da faizi ile birlikte 90.000 lira parası olduğunu söyledi. Tabii ben kendisine faizin zararlı olduğunu anlatmaya çalıştım. Ayrıca tefecilik yapan birisinden alışveriş bile yapmanın yanlış olduğunu söyledim. (Çünkü benim de alışverişim var bu arkadaşla.) Hatta sizin faizi anlatan bir videonuzu kendisine izlettirdim. Kendisi de yapmış olduğundan hoşnut olmadığını söylüyor ama geçmişte maddi olarak çok sıkıntılar geçirdiğini ve bu sayede biraz daha güçlendiğini ve işin tatlı geldiğini söylüyor. En son kararı şu şekilde aldı; ben bu işi yapmayı (para satmayı) istemiyorum. Şimdiye kadar faizden kazandığım paraları ne yapmam gerekir, ve ana para ne durumdadır?"

Açıklama

Faiz, İslam'da kesinlikle haram kılınmış ve müminlerin uzak durması gereken bir kazanç türüdür. Faize tevbe eden bir kimsenin, geçmişte elde ettiği faiz gelirinin ve ana parasının durumu önemli bir meseledir.

İslami Hüküm

Hanefi mezhebine göre, faizle elde edilen kazanç haramdır ve bu kazançtan tevbe eden kimse sorumludur. Faizle kazanılan paranın tamamı, yani hem ana para hem de faiz kısmı, helal olmayan maldır. Tevbe eden kişi, faizle elde ettiği kazancı hayır kurumlarına veya fakirlere vermeli, ana paraya ise zarar vermeden sahip olabilir ancak onu da faizli işlemden uzak tutmalıdır.

Deliller

Kur'an-ı Kerim'de faizle ilgili hüküm çok nettir:

"Faiz yiyenler ancak şeytanın çarptığı kimseler gibidir; bu yüzden onların hidayete gelmeleri zordur." (Bakara, 2/275)
"Allah, faizi (riba) helal kılmadı, alışverişi ise helal kıldı." (Bakara, 2/275)
"Faizi bırakıp Allah'a ve Peygamber'e itaat ederseniz, paranız size aittir; eğer yapmazsanız, bilin ki Allah ve Peygamberine savaş açmış olursunuz." (Bakara, 2/279)

Detaylı Açıklama

Değerli Müslüman, faize tevbe etmek, geçmişte işlenen günahların affı için önemli bir adımdır. Ancak tevbe, sadece niyet etmekle kalmaz; haram olan kazancı da helal yollara yönlendirmek gerekir. Faizle kazanılan 30.000 lira gibi miktar, kişinin malı değildir ve bu parayı hayır işlerinde harcamak, fakirlere vermek veya toplum yararına kullanmak gerekir. Ana para olan 60.000 lira ise kişinin kendi sermayesidir ve bu parayı helal kazanç yollarında değerlendirmelidir. Faizle elde edilen parayı işinde kullanmaya devam etmek caiz değildir. Ayrıca, faize bulaşan kişi, bundan sonra faizden uzak durmalı ve faizi teşvik eden veya ondan kazanç sağlayan kişilerle ilişkisini gözden geçirmelidir. Bu bağlamda, arkadaşınızın tevbesini samimi kabul etmek ve ona destek olmak önemlidir. Siz de bu konuda hassasiyetinizi koruyarak, faizle ilgili yanlışları anlatmaya devam edebilirsiniz.

Diğer Görüşler

Diğer mezhepler de faizi haram kabul eder. Şafii, Malik ve Hanbeli mezheplerinde de faizle kazanılan paranın tamamının haram olduğu ve tevbe edenin bu parayı hayır işlerine vermesi gerektiği görüşü yaygındır. Ancak bazı alimler, ana paranın zarar görmemesi için sahibine iade edilmesi gerektiğini vurgularlar. Bu konuda ihtilaf yoktur, ana para sahibine helal yoldan kalmalıdır.

Sonuç

Faize tevbe eden kişi, faizle elde ettiği kazancı hayır işlerine vermeli, ana parasını ise helal kazanç yollarında değerlendirmelidir. Bu konuda samimi tevbe ve ısrarlı gayret önemlidir.

Bu cevap Kur'an-ı Kerim, Hadis-i Şerifler ve İslam fıkhı kaynaklarına dayanılarak hazırlanmıştır. Kişisel durumunuz için bir din alimi veya müftüye danışmanızı tavsiye ederiz.

Sizin de bir sorunuz mu var?

Aradığınızı bulamadıysanız, sorunuzu bize iletin. Fıkhi delillerle desteklenmiş ücretsiz yanıt alın.

Soru Sor

İlgili Fetvalar