Bütün insanların gıybetini yapan ne yapmalıdır?
جزئیات سؤال
"Hocam ben, kul hakkına girdiğim zaman tevbe eder ve helalleşirim. Ancak, gaflet zamanlarımda tüm insanlara gıybet etmiş ve onların hakkına girmiş bulunmaktayım. Bu gıybeti sadece Müslümanlar hakkında yapmadım; aralarında gayrimüslimler de var. Onlarla ahirette helalleşmek çok zor gibi görünüyor. Gayrimüslimlere iman etmeleri için dua ediyorum ama yeterli olduğunu düşünmüyorum. Müslümanlar için hayır hasenat yapmaktayım. Eğer Peygamberimizin zamanında yaşasaydım, kesinlikle ona derdimi anlatırdım. Ama şimdi bu imkân yok. Cehennemlik olduğumu söylemiyorum, ibadetlerime de dikkat ediyorum ancak Allah katında Allah'ın tüm insanları razı edecek kadar değerli olduğumu düşünmüyorum. Beni aydınlatmanızı çok isterim."
Açıklama
Gıybet, bir kişinin arkasından onun hoşlanmayacağı şekilde konuşmak ve onun hakkını zedelemek anlamına gelir. Bu, İslam'da büyük günahlardan sayılır ve kul hakkına girer.
İslami Hüküm
Hanefi mezhebine göre, gıybet yapan kişinin öncelikle samimi bir şekilde tevbe etmesi, zarar verdiği kişiden helallik istemesi ve mümkünse zararını telafi etmesi gerekir. Gıybet edilen kişi Müslüman olsun ya da olmasın, kul hakkı söz konusu olduğundan tevbe ve istiğfar zorunludur.
Deliller
Kur'an-ı Kerim'de gıybet kesin bir dille yasaklanmıştır:
"Ey iman edenler! Bir topluluğun arkasından gıybet etmeyin. Gıybet, sizin sevmediğiniz bir kimsenin etini yemektir." (Hucurat, 49/12)
Peygamber Efendimiz (s.a.v) de gıybetin kötülüğünü şöyle ifade etmiştir:
"Gıybet nedir? Dedik: Ya Rasulullah, bu nedir? Buyurdu ki: Kardeşinin arkasından onun hoşlanmadığı bir şeyi söylemendir." (Müslim, Birr ve Sıla, 105)
Detaylı Açıklama
Değerli Müslüman, gıybetin kul hakkı olması sebebiyle sadece Allah'tan af dilemek yeterli değildir; zarar verdiğiniz kişiden de helallik almak gerekir. Ancak, gayrimüslimlerle helalleşme konusunda farklı bir durum vardır. Çünkü helalleşme, genellikle İslam kardeşliği ve dinî sorumluluk çerçevesinde değerlendirilir. Gayrimüslimler için ise tevbe ve Allah'tan bağışlanma dilemek esastır. Onlar için dua etmek, hayır yapmak ve onların iyiliğini istemek de sevap kazandırır.
Gıybet ettiğiniz kişilere karşı hayır hasenat yapmak, onların hakkını kısmen telafi etme yoludur. Ayrıca, tevbe kapısı her zaman açıktır. Allah, samimi tevbe eden kullarını affeder. Peygamber Efendimiz (s.a.v) şöyle buyurmuştur:
"Her kim tevbe ederse, Allah onun tevbesini kabul eder." (Tirmizi, Tevbe, 49)
Gıybet ettiğiniz kişilere doğrudan ulaşma imkânınız yoksa, onların hayrına dua etmek, sadaka vermek ve iyi amellerde bulunmak faydalı olur. Kendinizi değersiz görmeyin; Allah rahmetini geniş tutar ve samimi tevbe edenleri bağışlar.
Diğer Görüşler
Şafii ve Malikî mezheplerinde de gıybetin haram olduğu ve tevbenin şart olduğu görüşü aynıdır. Hanbeli mezhebi de benzer şekilde tevbe ve helalleşmeyi önemser. Ancak gayrimüslimlerle helalleşme konusunda ihtilaf bulunmaz; tevbe ve dua esastır.
Sonuç
Öncelikle samimi tevbe edip Allah'tan af dileyin, zarar verdiğiniz Müslümanlardan helallik isteyin. Gayrimüslimler için dua ve hayır yapmaya devam edin. Kendinizi değersiz görmeyin, Allah rahmeti sonsuzdur. İbadetlerinize devam edin ve tevbenizi daim kılın.
Sizin de bir sorunuz mu var?
Aradığınızı bulamadıysanız, sorunuzu bize iletin. Fıkhi delillerle desteklenmiş ücretsiz yanıt alın.