Borç Verirken Zarara Uğramak Caiz midir?

প্রশ্নের বিবরণ

"Selamünaleyküm. Hocam 10.000 TL param vardı. Türkiye finans (Müslüman-katılım bankasına yatırım amacıyla (kar-zarar) amacıyla ) yatırmıştım. Her ay ortalama 80-90 bazen de 100-115 TL kar payı veriyorlardı. Bir arkadaşım borç para istedi. Ben bankada olduğunu söyledim. Bana" o parandan 2.000 TL 3 aylığına ver. Sen hesabını yap. Sanki bankadaymış gibi banka ne kar ya da zarar verirse bende aynısını veririm senin zararın asla olmaz dedi. Ha banka da durmuş ha bana vermişsin dedi. Bende kabul ettim. 3 ay sonra getirdi 2000 TL’yi verdi.  Bankanın 8 bin üzerinden verdiği parayı 10 bin olsaydı ne kadar olurdu deyip aradaki farkı çıkarınca yaklaşık 48 TL daha olurdu. Siirt'teki Şafii âlimlerine sordum asla alamazsın caiz değil dediler ve ben de almadım. Şimdi sorum şu: borç verirken zarara uğramak caiz midir? Yani o parayı alsaydım olur muydu? Arkadaş verdi ben istemedim. Borç veren zarara uğratılmaması şiarı bu meselede uygulanabilir mi? Sadece merakımdan soruyum. Saygılarımla."

Açıklama

Borç vermek, İslam hukukunda önemli bir sosyal sorumluluktur ve borç verenin zarar görmemesi esastır. Ancak, borç verirken zarara uğramak konusu, özellikle kar-zarar ortaklığı gibi modern finansal uygulamalar bağlamında değerlendirilmelidir.

İslami Hüküm

Hanefi mezhebine göre, borç verilen paranın geri alınması farzdır ve borç verenin zarara uğramaması esastır. Borç, geri ödemesi kesin olan ve faizsiz bir şekilde verilen paradır. Borç verirken zarara uğramak caiz değildir; borç veren, anaparasını eksiksiz almakla yükümlüdür. Ancak kar-zarar ortaklığı veya yatırım amaçlı verilen paralar borç değil ortaklık hükmündedir.

Deliller

Kur'an-ı Kerim'de borç verme konusu şöyle belirtilir:

"Allah katında en güzel borç, takvaya uygun olan borçtur." (Bakara, 2:245)

Hadis-i şerifte ise Peygamber Efendimiz (s.a.v) borç verenin hakkını korumuştur:

"Borçlu, borcunu ödeyinceye kadar Allah'ın azabından korunamaz." (Buhari, Müslim)

Detaylı Açıklama

Değerli Müslüman, borç vermek, karşılıksız veya faizsiz olarak anaparanın geri alınmasıdır. Borç verenin zarara uğraması, yani anaparadan eksik alması caiz değildir. Çünkü borç, kesin geri ödeme üzerine kuruludur. Sizin örneğinizde ise, arkadaşınıza verdiğiniz para borç değil, kar-zarar ortaklığına benzer bir anlaşma şeklindedir. Bu durumda, kar payı alma veya zarar etme ihtimali vardır. Ancak bu, borç verme değil, yatırım ortaklığıdır.

Türkiye'deki katılım bankaları da kar-zarar esasına göre çalışır ve faizsizdir. Onların verdiği kar payı garanti değildir, banka kar ettiğinde pay alırsınız, zarar ettiğinde ise payınız azalabilir. Bu durum borç verme değil, ortaklık veya yatırım sözleşmesidir.

Bu bağlamda, borç verirken zarara uğramak caiz değildir. Ancak yatırım veya kar-zarar ortaklığı şeklinde yapılan işlemlerde, zarar etmek mümkündür ve bu caizdir. Arkadaşınızın size "zararın olmaz" demesi, aslında garanti vermesi, İslam hukukunda mümkün değildir. Çünkü garanti olmayan kar payı veya zarar riski yatırımın doğasında vardır.

Diğer Görüşler

Şafii mezhebine göre de borç verme, anaparanın geri alınmasıdır ve zarar ettirmek caiz değildir. Ancak kar-zarar ortaklığı veya müşaraka gibi sözleşmelerde zarar etmek mümkündür ve caizdir. Bu konuda mezhepler arasında temel fark yoktur, esas olan borcun niteliğidir.

Sonuç

Özetle, borç verirken zarara uğramak caiz değildir; borç kesin geri ödemeyi gerektirir. Ancak yatırım veya kar-zarar ortaklığı şeklinde verilen paralar farklıdır ve burada zarar etmek mümkündür ve caizdir. Arkadaşınıza verdiğiniz para yatırım niteliğindeyse zarar etmeniz normaldir ve İslam açısından sorun yoktur.

এই উত্তরটি পবিত্র কুরআন, হাদিস এবং ইসলামিক আইনশাস্ত্রের উৎসের উপর ভিত্তি করে প্রস্তুত করা হয়েছে। আপনার ব্যক্তিগত পরিস্থিতির জন্য একজন আলেম বা মুফতির সাথে পরামর্শ করার সুপারিশ করা হচ্ছে।

Sizin de bir sorunuz mu var?

Aradığınızı bulamadıysanız, sorunuzu bize iletin. Fıkhi delillerle desteklenmiş ücretsiz yanıt alın.

Soru Sor

সম্পর্কিত ফতোয়া