Bir mü’min, başka bir mü’mini kendinden üstün görebilir mi? (Şeyh, mürşit örneği)
Maelezo ya Swali
"23 yaşında ilim öğrenmek için çabalayan, tavsiyelerinize uymaya çalışan biriyim ama hata yapmaktan, imamını zedelemekten çok korkuyorum. Bir tartışma esnasında arkadaşım, bir mürşide ihtiyacımız var o bizden daha üstün, kalp gözü açık olduğundan da bizi Allah’a ulaştırması için onun aracılığına ihtiyacımız var dedi. Ben de, kendi sonumu, imanımla öleceğimin dahi garantisini veremezken nasıl onun bizden üstün ve imanıyla öleceğine inanayım ki; Allah’la onu arama koymam dedim. Hem Allah isteseydi Abdullahoğlu Muhammed Ebu Cehil olmaz mıydı, peygamberimize bu hikmeti veren Allah’tır dedim. Ve ben okuyarak, araştırarak cemaate girmeden hayatımdan birçok yanlışı çıkardığımı, yani cemaate, aracıya ihtiyacımın olmadığını söyledim fakat içim hiç rahat değil. Hocam, şöyle ki mürşit diye kastettiği kişi peygamberimizin -sallallahu aleyhi ve sellem- torunuymuş. Ben ise, onun bizden üstün olduğunu düşünmüyorum dedim. Asıl sormak istediğim, peygamber efendimize -sallallahu aleyhi ve sellem- hikmet veren Allah-u Teâlâ ise ve üstünlük takva ile ve takva da Allah ile kul arasında ise, bir insanın başka bir mü’mini kendinden üstün görmesi doğru mudur? Kafam çok karışık bu konuda."
Açıklama
Bir mü’minin, başka bir mü’mini kendinden üstün görmesi konusu, İslam’da takva ve üstünlük ölçülerine dayanan hassas bir meseledir. Bu konuda doğru anlayış, Allah’ın takdirine ve Kur’an-ı Kerim ile Sünnet’in rehberliğine dayanmalıdır.
İslami Hüküm
Hanefi mezhebine göre, bir mü’minin başka bir mü’mini kendinden üstün görmesi ancak takva ve Allah katındaki üstünlük ölçüleriyle mümkündür. İnsanların üstünlüğü, soy, makam veya dünyevi statüye göre değil, ancak takva ve Allah’a yakınlıkla ölçülür. Bu nedenle, bir mürşidin veya herhangi bir kimsenin üstünlüğü, onun takvasına ve Allah katındaki makamına bağlıdır; ancak bu üstünlüğü kesin olarak bilmek mümkün değildir.
Deliller
Kur’an-ı Kerim’de üstünlük ölçüsü açıkça belirtilmiştir:
"Şüphesiz en değerli olanınız Allah katında en takvalı olanınızdır." (Hucurat, 49/13)
Hz. Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem- de şöyle buyurmuştur:
"Allah katında en sevgili kullar, O’ndan en çok korkanlardır." (Tirmizi)
Bir başka hadis-i şerifte ise, üstünlüğün kalp temizliği ve takvaya bağlı olduğu vurgulanır:
"Mümin müminin aynasıdır." (Buhari)
Detaylı Açıklama
Değerli Müslüman, üstünlük konusunda kalp gözü açık olan, takva sahibi kimseler olabilir; ancak bizler insan olarak başkalarının kalplerini ve Allah katındaki derecelerini bilemeyiz. Bu nedenle, bir mürşidin veya herhangi bir kişinin üstünlüğünü kesin olarak iddia etmek doğru değildir. Üstünlük ancak Allah’a aittir ve takva ile ölçülür.
Mürşit veya şeyh gibi dini rehberlerin varlığı, İslam tarihinde önemli bir yer tutar ve ilim öğrenenler için faydalıdır. Ancak bu, onların Allah ile kul arasında aracı oldukları anlamına gelmez. Allah’a ulaşmak doğrudan O’na kulluk ve itaatle mümkündür. Peygamber Efendimiz -sallallahu aleyhi ve sellem- de bu hususta en güzel örnektir ve onun soyundan olmak, kişiye doğrudan üstünlük sağlamaz; üstünlük ancak takva ile olur.
Arkadaşınızın ifade ettiği gibi bir mürşide ihtiyaç duyulması, onun kalp gözü açık olduğu ve rehberlik ettiği anlamına gelir; fakat bu, onun mutlak üstünlük sahibi olduğu veya Allah ile kul arasında aracı olduğu anlamına gelmez. İslam’da tevessül ve dua, sadece Allah’a yapılır, kimseyi Allah’a aracı kılmak uygun değildir.
Senin ilim öğrenme çaban ve hatalarından ders çıkararak doğru yola yönelmen çok kıymetlidir. İslam’da cemaat ve alimlerin rehberliği önemlidir ancak her mü’minin kendi imanını ve takvasını geliştirmesi esastır. Kendi imanını garanti edemediğin gibi, başkalarının imanını da kesin bilemezsin; bu yüzden tevazu ile hareket etmek gerekir.
Diğer Görüşler
Diğer mezhepler de genel olarak üstünlüğün takva ile olduğunu kabul eder. Şafii ve Malikî mezheplerinde de mürşitlerin rehberliği kabul edilir ancak onların Allah ile kul arasında aracı olması görüşü reddedilir. Hanbeli mezhebinde de benzer şekilde, üstünlük takva ile ölçülür ve kimsenin mutlak üstünlüğü kesin olarak bilinemez.
Sonuç
Sonuç olarak, bir mü’minin başka bir mü’mini kendinden üstün görmesi ancak takva ve Allah katındaki üstünlük ölçülerine dayanabilir. Ancak bu üstünlüğü kesin olarak bilmek mümkün değildir. Sen ilim öğrenmeye devam et, tevazu ile hareket et ve Allah’a yönel. Üstünlük iddiasından kaçın, sadece Allah’a tevekkül et.
Sizin de bir sorunuz mu var?
Aradığınızı bulamadıysanız, sorunuzu bize iletin. Fıkhi delillerle desteklenmiş ücretsiz yanıt alın.