Bir Evde Ahlaksız Bir Kadının Bulunması
Fragedetails
"Selamünaleyküm Hocam. Ben size İngiltere’den yazıyorum. Ben ve eşim elimizden geldiği kadar dinimizi (birçok kusurumuz olmasına rağmen) yaşıyoruz. Maalesef eşimin iki erkek kardeşi bu konuda çok zayıflar. Kayınvalidem gelenekçi ve belli bir cemaate katılan haddinden fazla hoşgörülü bir insan. Büyük kaynım bir İngiliz’le evliydi ve ondan bir kızı var. Biz daha yeni evliyken büyük rezilliklerle ve olaylarla ayrıldılar. Maalesef ikisinde de ahlak ve amel hak getire. Kaynım bu kadın yüzünden hapis yattı. Hocam beni dini hassasiyeti olan bir insan olarak rahatsız eden iki konu var. Birincisi kaynım hapisten çıktıktan sonra annesiyle kalıyor. Annesi bakıyor ona. Benim rahatsız olduğum konu ise sanki hiçbir şey yaşanmamış gibi bu Alman kadının hala ailenin içine girip çıkması. Ve gerçekten yaptığı ve söylediği şeyler yenir yutulur şeyler değildi. Ayrıca kendisi çok hırslı, öfkeli ve kıskanç. Yani çok tehlikeli. Ama ona rağmen işte çocuk var ortada ya da başka türlü sebeplerden dolayı bu kadına tahammül ediyoruz. Hocam bu durum sizce dinimizce sakıncalı bir durum değil mi? Ahlakından ve yapabileceklerinden emin olamadığımız bu kadının hala içimizde olması ne kadar doğru? Benim uyarılarım maalesef elimiz mahkûm diye kulak ardı ediliyor. Ama tabii hiç biri rahat değil.
İkinci soru: hocam bu kadın nikâhlanırken Müslüman olmuş. Ama sonradan buna zorlandığını söyledi ve bunun gibi birçok Müslümanlıktan uzak hareketleri ve söylemleri var. Yani böyle düşünmem için inanın çok halklı sebeplerim var. İsterseniz bunları da ayrıntılarıyla yazabilirim. Hocam bu kadının inancından şüphe etmekle günaha girer miyim? Hakkinizi helal edin. Vesselam."
Açıklama
Değerli Müslüman kardeşim, aile içinde ahlaki ve dini hassasiyetlerin zedelendiği durumlar, Müslümanlar için zorlayıcı ve hassas meselelerdir. Bu tür durumlarda hem İslam'ın emirleri hem de aile huzuru gözetilmelidir.
İslami Hüküm
Hanefi mezhebine göre, aile içinde ahlaksız davranışları olan bir kimsenin varlığı, aile fertlerinin dini ve ahlaki sorumluluklarını yerine getirmesine engel olmamalıdır. Ancak bu kişinin kötü etkilerinden korunmak, zararlı davranışlarını teşvik etmemek gerekir. Aile içinde fitne ve fesat çıkaran kimseye karşı tedbir almak caizdir. İnanç ve amelde şüphe duyulan kimseler hakkında ise kesin hüküm vermek caiz değildir; ancak şüpheyi artıran davranışlardan sakınmak gerekir.
Deliller
Kur'an-ı Kerim'de Allah şöyle buyurur:
"Müminler ancak kardeştirler. Öyleyse kardeşlerinizin arasını düzeltin ve Allah'tan korkun ki merhamet olunasınız." (Hucurat, 49/10)
Hz. Peygamber (s.a.v) de şöyle buyurmuştur:
"Müminler birbirlerini sevmede, merhamette ve yardımlaşmada tek bir beden gibidirler." (Buhari, Edeb 27)
Ancak fitne ve fesat çıkaranlarla ilgili olarak da uyarılmıştır:
"Fitne, kıyametin kopmasından önce çıkar. O zaman bir adamın malı, canı, namusu hiçbir şeyin faydası olmaz." (Müslim, Fiten 4)
Detaylı Açıklama
Ailenizdeki bu durum, hem dini hassasiyetlerinizi hem de sosyal ilişkilerinizi zorlayan bir durumdur. Hanefi fıkhına göre, aile içindeki kötü davranışlara karşı sabırlı olmak, ancak bu davranışların devam etmesine göz yummak anlamına gelmez. Aile fertleri, özellikle eşler ve anne-baba, bu tür zararlı etkilerden korunmak için sınırlar koyabilirler. Bu sınırlar, kişinin haklarına zarar vermeden, fitne ve fesadı önleyecek şekilde olmalıdır.
Bu kadının Müslümanlığı konusunda şüphe duymanız doğal bir endişedir. Ancak İslam'da bir kişinin imanını kesin olarak yargılamak caiz değildir. Hz. Peygamber (s.a.v) "Kimseyi kafir ilan etmeyin; kimseyi de mümin ilan etmeyin, ancak Allah bilir" buyurmuştur (Buhari, İman 9). Bu nedenle, onun davranışlarından dolayı inancını kesin hükümle sorgulamak doğru değildir. Fakat onun kötü etkilerinden korunmak ve aile fertlerini bu etkilerden korumak için tedbir almak mümkündür.
Aile içinde bu tür durumlarda iletişim ve sabır çok önemlidir. Kayınvalideniz ve diğer aile fertleri ile nazikçe bu konuları konuşmak, dini ve ahlaki hassasiyetlerinizi anlatmak faydalı olabilir. Ayrıca, aile içi huzuru korumak adına gerektiğinde dışarıdan bir din alimi veya aile danışmanından destek almak da yararlı olabilir.
Diğer Görüşler
Şafii, Maliki ve Hanbeli mezheplerinde de benzer şekilde, aile içindeki fitne ve fesat çıkaran kimselere karşı tedbir alınması caiz görülür. Ancak kimsenin imanını kesin hükümle sorgulamamak ortak görüştür. Bazı alimler, aile içindeki kötü etkilerden korunmak için o kimseyle sosyal mesafe koymayı tavsiye ederler.
Sonuç
Sonuç olarak, aile fertlerinin dini ve ahlaki hassasiyetlerini korumak için zararlı etkilerden korunmak gerekir. Ancak bir kişinin imanını kesin hükümle sorgulamak doğru değildir. Aile içi iletişim ve sabırla bu zor durumun üstesinden gelmeye çalışmak en uygun yoldur.
Sizin de bir sorunuz mu var?
Aradığınızı bulamadıysanız, sorunuzu bize iletin. Fıkhi delillerle desteklenmiş ücretsiz yanıt alın.