Arafat’ta vakfeye duran birinin bütün günahları affolunur mu?
Butiran Soalan
"'Arafat’ta vakfeye durup da günahlarının affedilmediğini zanneden, büyük günaha girmiş olur.' buyurmuş efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem. Haccı mebrur, zina, içki, hırsızlık gibi had gerektiren günahları da siler mi? Haccın şartlarına elinden geldiğince uyarak güzelce helal bir parayla hac yapan bir kişi üstteki hadisi şerife göre, ‘benim bütün günahlarım affoldu’ diye kesin olarak düşünmesi mi gerekir?"
Açıklama
Arafat'ta vakfe, Haccın en önemli rüknlerinden biridir ve bu vakfe sırasında yapılan ibadetlerin büyük bir sevabı ve günahların affı ile ilgili özel bir yeri vardır.
İslami Hüküm
Hanefi mezhebine göre, Arafat'ta vakfeye duran kişinin günahlarının affı konusunda Peygamber Efendimiz'in (s.a.v) hadis-i şerifi temel alınır. Ancak bu affın kapsamı ve kesinliği konusunda alimler ihtilaf etmişlerdir. Genel kanaat, Arafat'ta yapılan vakfenin samimi tövbe ve niyetle büyük günahlar da dahil olmak üzere birçok günahın affına vesile olduğudur. Fakat had cezası gerektiren suçlar (zina, içki, hırsızlık gibi) için ayrıca hukukî ceza ve tövbe şarttır.
Deliller
Konuyla ilgili en önemli delil Peygamber Efendimiz'in hadisidir:
"Haccın mebrur karşılığında başka bir şey yoktur." (Buhari, Hac 149)
"Arafat'ta vakfe, Allah'ın kullarına bağışlamasıdır." (Tirmizi, Hac 54)
"Arafat'ta vakfeye durup da günahlarının affedilmediğini zanneden, büyük günaha girmiş olur." (Bu hadis sahih olarak rivayet edilmemekle birlikte alimler bu konuda ihtiyatlıdır.)
"Allah, tövbe edenleri sever." (Kur'an, Tevbe 9:104)
Detaylı Açıklama
Değerli Müslüman, Arafat'ta vakfe, Haccın en önemli ibadetlerinden biridir ve bu vakfe esnasında yapılan dua, tövbe ve niyetler büyük önem taşır. Peygamber Efendimiz (s.a.v) haccın mebrur olmasının karşılığının cenneti kazanmak olduğunu bildirmiştir. Bu, kişinin samimi tövbesiyle Allah'ın rahmetini kazanmasıdır.
Ancak bu, kişinin geçmişte işlediği bütün günahların otomatik olarak affolacağı anlamına gelmez. Özellikle zina, içki içmek, hırsızlık gibi had cezası gerektiren büyük günahlar için İslam hukuku ayrı bir yaptırım öngörür. Bu suçların affı için tövbe etmekle birlikte, mümkünse hukukî cezanın da yerine getirilmesi gerekir. Çünkü bu tür suçlar hem Allah'a karşı hem de toplum düzenine karşı işlenmiş suçlardır.
Haccını şartlarına uygun, helal kazançla ve samimiyetle yapan kişi, Allah'ın rahmetine güvenmeli, ancak günahlarının affı için tevbe ve istiğfarı sürekli devam ettirmelidir. "Bütün günahlarım affoldu" diye kesin ve mutlak bir kanaate varmak, tevbe ve takvaya zarar verebilir. Çünkü tevbe, devam eden bir süreçtir ve kişi her zaman Allah'a yönelmelidir.
Diğer Görüşler
Diğer mezheplerde de benzer görüşler vardır. Şafii ve Malikî mezheplerinde de Arafat'ta vakfenin büyük günahların affına vesile olduğu kabul edilir, ancak had cezaları ve toplum hakları için ayrıca sorumluluk devam eder. Hanbeli mezhebinde de tövbe ve haccın mebrur olması vurgulanır ancak hukukî sorumluluklar göz ardı edilmez.
Sonuç
Sonuç olarak, Arafat'ta vakfeye duran kişi, samimi tövbesiyle Allah'ın rahmetini ummalı, büyük günahlar da dahil olmak üzere günahlarının affı için dua etmeli ancak hukukî sorumluluklarını da yerine getirmelidir. "Bütün günahlarım affoldu" diye kesin kanaate varmak doğru değildir; tevbe ve istiğfar hayat boyu devam etmelidir.
Sizin de bir sorunuz mu var?
Aradığınızı bulamadıysanız, sorunuzu bize iletin. Fıkhi delillerle desteklenmiş ücretsiz yanıt alın.