Altına Çevrilen Borcun Enflasyon Hesabı İle Fazla Alınması
Vraagdetails
"Selamünaleyküm. 2009’da 1.500 TL borç verdik. Ödeme süresi uzayacağı için söz ile altına çevirdik. 4 sene sonra altın yükseldiği için iki tarafta zarar etmesin diye karşı taraf yıllık enflasyon hesaplayarak 2.000 TL ödeyelim dediler. Bu para faize girer mi? Şimdiden Allah razı olsun. Hocam sizin sayenizde kredi çekme illetinden çok şükür vazgeçtik."
Açıklama
Bu soru, borcun altına çevrilmesi ve enflasyon farkı sebebiyle artan miktarın faiz hükmüne girip girmediğiyle ilgilidir. Borç ilişkilerinde paranın değer kaybı ve karşılıklı anlaşmaların İslam hukukundaki yeri önemlidir.
İslami Hüküm
Hanefi mezhebine göre, borcun altına çevrilmesi ve enflasyon farkının karşılıklı rızayla belirlenmesi durumunda, bu artış faiz (riba) sayılmaz. Çünkü burada borçlu ve alacaklı arasında bir alışveriş söz konusudur ve faiz unsuru yoktur. Ancak artışın keyfi ve haksız şekilde talep edilmesi faiz olur.
Deliller
Kur'an-ı Kerim'de faiz kesinlikle yasaklanmıştır:
"Faiz yiyenler ancak şeytanın çarptığı kimseler gibidir." (Bakara, 2/275)
Ancak burada önemli olan, artışın faiz mi yoksa meşru bir bedel mi olduğudur. Peygamber Efendimiz (s.a.v) de iki tarafın rızasıyla yapılan alışverişlerde faiz olmadığını belirtmiştir:
"Alışverişte tarafların rızası olduğu sürece faiz yoktur." (Sahih Buhari)
Detaylı Açıklama
Değerli Müslüman, 2009 yılında 1.500 TL olarak verilen borcun altına çevrilmesi, yani borcun altın cinsinden belirlenmesi, aslında borcun değerinin korunması amacını taşır. Çünkü para zamanla değer kaybedebilir, altın ise nispeten değerini koruyan bir varlıktır. Bu durumda taraflar, borcun güncel değerini korumak için altın üzerinden anlaşmışlardır.
Enflasyon farkı hesaplanarak borcun artırılması, eğer tarafların karşılıklı rızasıyla ve adil şekilde yapılmışsa, bu artış faiz sayılmaz. Çünkü burada amaç, borcun gerçek değerini korumaktır, haksız kazanç değil. Ancak bu artışın keyfi, aşırı veya borçluya zarar verecek şekilde olması durumunda faiz hükmü doğabilir.
Günümüzde enflasyonun yüksek olduğu ülkelerde, borçların reel değerini korumak için böyle uygulamalar yapılmaktadır. İslam hukukunda da bu tür uygulamalara itiraz edilmez, yeter ki taraflar rızalı olsun ve haksız kazanç olmasın.
Diğer Görüşler
Diğer mezheplerde de genel olarak benzer görüşler vardır. Şafii ve Malik mezheplerinde de borcun değerinin korunması amacıyla yapılan karşılıklı anlaşmalar faiz sayılmaz. Hanbeli mezhebinde ise artışın miktarı ve şekli daha hassas değerlendirilir, ancak genel olarak karşılıklı rıza esastır.
Sonuç
Özetle, borcun altına çevrilmesi ve enflasyon farkının karşılıklı anlaşmayla hesaplanması faiz (riba) değildir. Bu, borcun gerçek değerini koruma amacına hizmet eder. Kardeşim, böyle durumlarda tarafların adil ve rızaya dayalı hareket etmeleri en doğrusudur.
Sizin de bir sorunuz mu var?
Aradığınızı bulamadıysanız, sorunuzu bize iletin. Fıkhi delillerle desteklenmiş ücretsiz yanıt alın.