Ümmet bilinci olmayan Müslümandan uzak durmak gerekir mi?
Sorunun Detayı
"Hocam sorum “ümmet içinde bölücülük” ile alakalı.Eğer karşımdaki kişi Müslümanca olmayan ve ciddi şekilde ümmeti bölen şeyler yapıyorsa ve destekliyorsa (milliyetçilik/siyasi veya batı dünyası tarafından Müslümanlara karşı yapılan propagandalara kanmışsa) benim o kişiye karşı duruşum nasıl olmalıdır?Bahsettiğim kişi Hristiyan bir toplumda yaşayan, “kültürel Müslüman” dediğimiz İslam’ı kültür gibi yaşayan bir akraba çevresi olan, beş vakit namazını kılmaya çalışan ama camiye gitmekten pek haz duymayan ve çok kısıtlı bir şekilde İslami bilgiye sahip olan Müslüman biridir.Ümmeti bölenlerden olmaktan çok korkuyorum ve ümmeti bölmeye çalışan güçleri sevindirmek istemiyorum. Karşımdaki Müslüman böyle bir hassasiyet taşımıyorsa ve kendi yoluna devam ediyorsa uzak durmak ümmet içinde bölücülüğe girer mi?"
Açıklama
Ümmet bilinci, Müslümanların birlik ve beraberliğini koruyan önemli bir değerdir. Ümmet içinde bölücülük yapan veya bu bilinci zayıflatan kişilerle ilişkimiz, İslam'ın kardeşlik ve birlik prensipleri çerçevesinde değerlendirilmelidir.
İslami Hüküm
Hanefi mezhebine göre, ümmetin birliğini zedeleyen, fitne ve ayrılık çıkaran kimselerden mümkün olduğunca uzak durmak, fitneden korunmak adına tavsiye edilir. Ancak bu, kişiyi tamamen reddetmek veya ona kötü davranmak anlamına gelmez; aksine, onu doğru yola davet etmek, sabır ve hikmetle yaklaşmak gerekir.
Deliller
Kur'an-ı Kerim'de birlik ve kardeşlik vurgusu çok güçlüdür:
“Muhakkak müminler ancak kardeştirler. Öyleyse kardeşlerinizin arasını düzeltin ve Allah'tan korkun ki size merhamet edilsin.” (Hucurat, 49/10)
Hz. Peygamber (sav) de ümmetin birliğine zarar veren fitne ve ayrılıklardan sakınmayı öğütlemiştir:
“Müminler birbirleriyle el ele tutuşmuş bir bina gibidir; bir parçası sağlam oldukça diğerleri de sağlamdır.” (Buhari, Edeb 27)
Detaylı Açıklama
Değerli Müslüman, ümmet bilinci olmayan, İslam'ı sadece kültürel olarak yaşayan veya ümmeti bölen fikirleri benimseyen kişilerle ilişkide ölçülü olmak gerekir. Onları tamamen dışlamak yerine, İslam'ın güzelliklerini ve kardeşlik ruhunu anlatmaya çalışmak, sabırla doğru yolu göstermeye gayret etmek daha uygundur. Çünkü Kur'an ve sünnet, insanları zorla dinden çıkarmak değil, hikmetle ve güzel öğütle davet etmeyi emreder.
Ancak, eğer kişi açıkça fitne çıkarıyor, ümmeti bölen davranışları destekliyor ve bu durum sizin dini yaşamanızı veya toplumsal barışı zedeliyorsa, ondan uzaklaşmak, kalbinizi ve imanınızı korumak için helaldir. Bu uzaklaşma, kişinin hakaret veya düşmanlık anlamına gelmemeli; sadece zararlı etkilerden korunma amaçlı olmalıdır.
Günümüzde özellikle farklı kültürlerde yaşayan Müslümanlar arasında bu tür durumlar sıkça yaşanabilir. Bu nedenle, iletişimde nezaket, sabır ve anlayış ön planda tutulmalı, fitneye sebep olacak davranışlardan kaçınılmalıdır.
Diğer Görüşler
Diğer mezhepler de genel olarak fitneden kaçınmayı ve ümmetin birliğini korumayı ön planda tutar. Bazı görüşlerde, kişinin durumuna göre daha yumuşak veya daha katı tavırlar önerilebilir ancak temel prensipler benzerdir.
Sonuç
Özetle, ümmet bilinci zayıf olan veya fitne çıkaran kişilerle ilişkide ölçülü olunmalı, onları doğru yola davet etmek için çaba gösterilmeli, ancak zararlı etkilerden korunmak için gerektiğinde mesafe koymak caizdir. Böylece hem ümmetin birliği korunur hem de kişisel iman muhafaza edilir.