Namazın gayesi ve makam
Sorunun Detayı
"Selamun aleykum hocam. Benim son bir kaç haftadır kafama takılan bir sorum var. Daha önce de sordum ama cevabınız çok kısaydı ve hiç ama hiç kalbim tatmin olmadı, hala kafamda bu sorularla cebelleşiyorum.. Sorum şu; bazı alimler cennet ve cehennem için değil de sadece ALLAH rızası için ibadet etmemizi istiyor diyorlar.. Tamam bunu anladım. Cübbeli Ahmet Hocanın bir videosunu izledim o da diyor ki ben cehennemden korktuğum için namazı bekliyorum dimdik ayakta diyor o makamlar çok yüksek makamlar diyor. İyi de ben şimdi cennet ve cehennem için değil de sadece ALLAH rızası için ibadet etsem çok yüksek makamda mı oluyorum? Ben kimim ki Cübbeliden yüksek makama ulaşayım? Benim ilmim çok kısıtlı. Bir de ALLAH demiş ki 'bana cennet ve cehennem için ibadet edenden daha zalim kim olabilir' yani biz cenneti istiyip cehennem azabından sakınmamamız mı gerekiyor? Kaldıramıyorum hocam bunları bir türlü ibadetten soğudum iyice ne yapicam bilmiyorum. Ben cehennem azabından korkarak namaz kılıyordum. Artık kendimi de zalim hissediyorum o düşünceyle namaz kılarken. Sorunumu anlatabilmisimdir inşAllah. Ne yapicam bilmiyorum hocam aydınlatırsanız çok sevinirim beni. Selamun aleykum."
Açıklama
Namazın gayesi ve makamı, Allah rızasını kazanmak, O'na yakın olmak ve ahirette yüksek derecelere ulaşmaktır. İbadetin amacı sadece korku veya sadece sevgi değil, dengeli bir bilinçle Allah'a yönelmektir.
İslami Hüküm
Hanefi mezhebine göre namaz, Allah'ın emri ve kulluğun temelidir. Namazı sadece cehennem azabından kurtulmak için kılmak da, sadece cennet arzusu için kılmak da ibadetin tam anlamıyla gerçekleşmesini engeller. Asıl maksat, Allah'ın rızasını kazanmak ve O'na yakın olmaktır. Bu, hem korku hem umut dengesiyle olur.
Deliller
Kur'an-ı Kerim'de Allah kullarına şöyle buyurur:
"İbadet edin ancak O'na samimiyetle yönelin." (el-Beyyine, 98/5)
Ve yine Allah, kullarının hem korku hem umut içinde olmalarını emreder:
"Ey iman edenler! Allah'tan korkun ve doğru söz söyleyin." (Ahzab, 33/70)
Hz. Peygamber (sav) de şöyle buyurmuştur:
"Müminin hali ne gariptir! Çünkü onun işi hep hayırdır. Bu durum sadece mümin için vardır. Eğer kendisi için hayırlı bir şey olursa şükreder, bu onun için hayırlı olur. Eğer başına bir musibet gelirse sabreder, bu da onun için hayırlı olur." (Müslim)
Detaylı Açıklama
Değerli Müslüman kardeşim, namaz ve diğer ibadetler sadece cehennem korkusuyla veya cennet arzusu ile yapılmaz. Bu iki duygu, insanın Allah'a yönelmesinde önemli motivasyonlardır ancak ibadetin nihai gayesi Allah'ın rızasını kazanmaktır. Allah rızası, kulların kalplerinde samimiyet, sevgi, saygı ve teslimiyet ile gerçekleşir.
Cübbeli Ahmet Hoca’nın da belirttiği gibi, cehennem azabından korkmak ibadeti canlı tutar ve insanı kötülüklerden alıkoyar. Bu korku, Allah’ın rahmetinden ümit kesmeyi gerektirmez. Çünkü Kur'an’da Allah'ın rahmetinin gazabından daha geniş olduğu bildirilmiştir:
"De ki: Ey kullarım! Beni aşırı derecede korkmayın, size karşı çok merhametliyim." (En'am, 6/54)
İbadetin makamı, sadece korku ile değil, aynı zamanda Allah sevgisi ve O’na yakın olma arzusuyla yükselir. Allah’a sadece cehennem korkusuyla ibadet eden kişi, henüz korku makamındadır. Allah rızası için ibadet eden ise sevgi ve teslimiyet makamındadır. Bu makamlar arasında fark vardır ama her ikisi de değerlidir ve insanın imanı ve takvası nispetinde değişir.
İlim ve makam konusunda endişe etme. Allah, samimiyetle ibadet eden kullarını sever ve makamlarını artırır. Peygamber Efendimiz (sav) şöyle buyurmuştur:
"Allah, kullarına ilim vermeyi sever." (Tirmizi)
Senin ilminden çok, samimiyetin ve gayretin önemlidir. İbadetlerinde samimi ol, Allah’tan yardım dile ve kalbini temiz tutmaya çalış. Korku ve umut arasında dengeyi kur, çünkü Allah kullarının hem korkmasını hem de O’ndan umutlu olmasını ister.
Diğer Görüşler
Diğer mezhepler de genel olarak ibadetin hem korku hem umutla yapılmasını tavsiye eder. Bazı tasavvuf ehli alimler, Allah sevgisini ön planda tutarak ibadetin makamını daha yüksek görürler. Ancak hepsi, cehennem korkusunu tamamen reddetmez, dengeli bir yaklaşımı benimser.
Sonuç
Namaz ve diğer ibadetlerde hem Allah’ın rahmetinden umutlu olmalı hem de azabından korkmalısın. Bu iki duygu arasında denge kurarak samimiyetle ibadet et. İlmini artırmaya çalış, ancak en önemlisi kalbini Allah’a açmaktır. Böylece ibadetin makâmı yükselir ve kalbin huzur bulur.
Sizin de bir sorunuz mu var?
Aradığınızı bulamadıysanız, sorunuzu bize iletin. Fıkhi delillerle desteklenmiş ücretsiz yanıt alın.