Kur'an'da, yaptıkları işin hükmü belli olan kişilere kafir diyebilir miyiz?

Sorunun Detayı

"Bir sohbetinizde şehadet getiren, La ilahe illallah diyen bir kimseye kafir diyemeyiz, dediniz. Mesela Kuran’da sabit olan, şu şu şu işleri yapanlar kafir olmuştur; onlar kafirlerin ta kendileridir, gibi ayetlere sık rastlıyoruz. Bir kişi la ilahe illallah dediği halde bu ayetlerden birisindeki işi yaptığını biliyorsak da mı kafir diyemiyoruz? Mesela sadece bir örnek olması açısından, Allah'ın indirdiğiyle hükmetmeyenler, kafirlerin ta kendileridir.(Maide 44) Kuran’ın kafir olarak nitelendirdiği birisine biz kafir diyemez miyiz la ilahe illallah dediği için?"

Açıklama

Kur'an'da bazı kimseler için "kafir" ifadesi kullanılırken, bu hükmün kişiye uygulanması İslam hukukunda hassas bir meseledir. Özellikle şehadet getirip "La ilahe illallah" diyen bir kimseye doğrudan "kafir" demek, dikkatle ele alınmalıdır.

İslami Hüküm

Hanefi mezhebine göre, bir kişinin dinden çıkıp çıkmadığı (tekfir) konusunda kesin hüküm vermek, açık delil ve kesin bilgi olmadıkça caiz değildir. Şehadet getiren ve İslam'ın temel inançlarını kabul eden bir kimseye, onun işlediği günahlar veya hataları sebebiyle doğrudan "kafir" demek uygun değildir.

Deliller

Kur'an'da Allah'ın indirdiğiyle hükmetmeyenler için "kafirler" ifadesi geçer:

"Kim Allah'ın indirdiğiyle hükmetmezse, işte onlar kafirlerin ta kendileridir." (Maide, 44)

Ancak aynı zamanda Kur'an, insanların iman ve küfür durumlarını Allah'a bırakmayı öğütler:

"De ki: 'Allah'ın rahmetinden ümit kesmeyin. Şüphesiz Allah, bütün günahları bağışlar. Çünkü O, çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.'" (Zümer, 53)

Hz. Peygamber (sav) de "Müslüman kardeşine tekfirle yaklaşma" konusunda uyarıda bulunmuştur.

Detaylı Açıklama

Değerli Müslüman, Kur'an'da bazı kimseler için "kafir" ifadesi kullanılması, onların Allah'ın hükümlerini açıkça reddetmeleri ve İslam'ın temel esaslarından sapmaları durumundadır. Ancak bu ayetlerin kişiye uygulanması, kişinin niyeti, imanı ve genel hali göz önünde bulundurularak yapılmalıdır. Şehadet getirip İslam'a girmiş bir kimse, hata yapabilir, günah işleyebilir veya yanlış davranabilir; bu durum onun dinden çıkması anlamına gelmez.

Hanefi fıkhında, bir kimseyi tekfir etmek için kesin ve açık delil gerekir. Sadece bir ayeti veya durumu bilmek, o kişinin kalbini ve niyetini bilmeden onu kafir ilan etmeye yetmez. Bu konuda Hz. Peygamber'in "Müslüman kardeşine tekfirle yaklaşma" hadisi rehberdir.

Günümüzde de bu prensip geçerlidir. Bir kişinin İslam'a dair temel inançlarını kabul ettiği ve şehadet getirdiği sürece, işlediği hatalar veya günahlar sebebiyle onu dinden çıkarmak doğru değildir. Bunun yerine, hatalarını düzeltmek için nasihat etmek ve sabırlı olmak gerekir.

Diğer Görüşler

Diğer mezhepler de genel olarak tekfir konusunda ihtiyatlıdır. Şafii ve Malikî mezheplerinde de benzer şekilde, bir kimseyi dinden çıkarmak için kesin delil aranır. Ancak bazı durumlarda, özellikle açık küfür ve şirk halinde tekfir hükmü verilebilir. Fakat bu bile kişisel hüküm değil, genellikle mahkeme veya alimlerin kararıyla olur.

Sonuç

Özetle, "La ilahe illallah" diyen bir kimseye, onun işlediği günahlar veya hatalar sebebiyle doğrudan "kafir" demek İslam hukukunda uygun değildir. Tekfir, kesin delil ve bilgiyle yapılmalıdır. Bu konuda sabırlı olmak, kardeşlik hukukuna riayet etmek en doğrusudur.

Bu cevap Kur'an-ı Kerim, Hadis-i Şerifler ve İslam fıkhı kaynaklarına dayanılarak hazırlanmıştır. Kişisel durumunuz için bir din alimi veya müftüye danışmanızı tavsiye ederiz.

İlgili Fetvalar