Kâfire karşı İran (Şiilik) desteklenebilir mi?
Sorunun Detayı
"Müslümanlar açısından Yahudi ve Hıristiyanlar mı yoksa Şia mı daha tehlikeli? Bu konuda genelleme yapılabilir mi yoksa yeri ve zamanına göre değişir mi? Daha açık bir şekilde sormak gerekirse, şu an olan olaylar karşısında -ikisinin de elbet yanlıları var- Abd ve İsrail'e mi yoksa İran'a mı daha sert bir şekilde karşı durmak gerekir? İki grup arasında kalınca bir Müslüman olarak hangisine yakınlaşmamız, hangisinden uzaklaşmamız gerekir?"
Açıklama
İslam'da müminlerin birbirine karşı tutumu, dinî esaslara ve adalet prensiplerine dayanır. Müslümanların diğer din mensuplarına veya farklı mezheplere karşı tutumları, Kur'an ve Sünnet ışığında değerlendirilir. Bu bağlamda, bir Müslümanın hangi tarafı desteklemesi gerektiği, genel bir yargıdan çok, adalet, zulüm ve haksızlık ölçütlerine göre belirlenir.
İslami Hüküm
Hanefi mezhebine göre, Müslümanlar kâfire karşı tutumda adaletli ve hakkaniyetli olmalıdır. Kâfir veya başka mezhepten olanlar hakkında genelleme yapmak doğru değildir. Zulüm ve haksızlık yapan kim olursa olsun, ona karşı durmak gerekir. Dolayısıyla, bir Müslümanın İran (Şiilik) veya başka bir ülke ya da grubun desteklenmesi, o grubun İslam'a uygunluğu veya adaletli tutumu ile ölçülür.
Deliller
Kur'an-ı Kerim'de adalet ve hakkaniyet vurgulanır:
“Ey iman edenler! Allah için hakkı ayakta tutan, adaletle şahitlik eden kimseler olun. Bir topluluğa olan düşmanlığınız, sizi adaletsizliğe itmesin. Adil olun; bu takvaya daha uygundur.” (Mâide, 5/8)
Hz. Peygamber (sav) de zulme karşı durmayı emreder:
“Kötülüğe karşılık iyilikle karşılık ver. O zaman aranızda düşmanlık bulunan kimse, sanki sıcak bir dost oluverir.” (Müslim, Birr, 65)
Detaylı Açıklama
Değerli Müslüman, İslam'da düşmanlık veya destek meselesi, salt mezhep ya da dinî kimliklere göre değil, yapılan amellere ve adalet ölçüsüne göre değerlendirilir. Şii veya Sünni, Yahudi veya Hristiyan ayrımı yaparak genelleme yapmak, Kur'an'ın adalet çağrısına aykırıdır. Günümüzde yaşanan siyasi ve askeri çatışmaların içinde, hangi tarafın daha haklı veya haksız olduğu, zulüm ve mazlumiyet dengesi göz önünde bulundurulmalıdır.
İslam, zulme karşı durmayı ve mazlumun yanında olmayı emreder. Bu nedenle, bir Müslüman olarak hangi tarafın adaletten yana olduğunu, hangi tarafın haksızlık yaptığını iyi analiz etmek gerekir. Ayrıca, kardeşlik ve barış ruhunu koruyarak, fitneye ve ayrışmaya sebep olmamak önemlidir.
Diğer Görüşler
Farklı mezhepler ve alimler arasında bu konuda çeşitli siyasi ve sosyal değerlendirmeler olabilir. Ancak fıkhi açıdan, mezhep farklılıkları düşmanlık sebebi değildir. Diyanet İşleri Başkanlığı ve çağdaş İslam alimleri de benzer şekilde, adalet ve hakkaniyet ölçüsünü ön planda tutar.
Sonuç
Sonuç olarak, bir Müslüman olarak kâfire karşı tutumda adaletli, hakkaniyetli ve zulme karşı duruş sergilemek esastır. Mezhep veya milliyet temelinde genelleme yapmak yerine, somut olayların adalet ve hak ölçüsünde değerlendirilmesi gerekir.
Sizin de bir sorunuz mu var?
Aradığınızı bulamadıysanız, sorunuzu bize iletin. Fıkhi delillerle desteklenmiş ücretsiz yanıt alın.