Kafir Olan Yöneticiye Kafir Demeyen Kafir Mi Olur?
Sorunun Detayı
"Selamünaleyküm ve rahmatullahi ve barakatuhu. Hocam bir arkadaşım devamlı namaz kılıyor, zekatını vakti-vaktinde veriyor, orucunu tam olarak tutuyor, Allah’ın tek ilah olduğuna ve Muhammedin (s.a.s) Allah’ın kulu ve resulü olduğuna inanıyor, lakin ibadet etmeyen, İslam ülkesi olmayan bir devletin rehberine kafir demiyorsa kafir oluyor mu? Ben de hemen arkadaşıma bunlardan dolayı kafir demiyorsam ben de kafir mi oluyorum (bem de devamlı namaz kiliyor, zekatını vakti-vaktinde veriyor, orucunu tam olarak tutuyor, Allah’ın tek ilah olduğuna ve Muhammedin (s.a.s) Allah’ın kulu ve resulü olduğuna kalbimle inanıyorum) Allah sizden razı olsun. Es-selamünaleyküm ve rahmatullahi ve barakatuhu."
Açıklama
Bu soru, bir Müslümanın İslam dışı veya küfür içinde olan bir yöneticiyi kafir olarak nitelendirmemesi durumunda kendisinin de kafir olup olmadığıyla ilgilidir. Bu tür meseleler, iman, küfür ve takfir konularına girer ve çok hassas değerlendirme gerektirir.
İslami Hüküm
Hanefi mezhebine göre, bir kimsenin başkasını açıkça küfürle itham etmesi (takfir) çok ciddi bir meseledir ve bu konuda çok dikkatli olunmalıdır. Bir Müslümanın, İslam dışı veya küfür içinde olan bir yöneticiyi açıkça kafir olarak nitelendirmemesi, onun da kafir olduğu anlamına gelmez. İman esasları yerine getiren ve Allah’a ve Resulüne inanmayı kalben kabul eden kişi, başkalarının durumları hakkında kesin hüküm vermemelidir.
Deliller
Kur'an-ı Kerim ve hadisler, iman ve küfür konusunda kesin hükümlerin Allah’a ait olduğunu bildirir ve müminlerin birbirlerini haksız yere takfir etmemeleri gerektiğini vurgular:
“Ey iman edenler! Bir topluluğu başka bir topluluğa alay konusu yapmayın; belki onlar sizden daha hayırlıdırlar. Kadınları da kadınlara alay konusu yapmayın; belki onlar sizden daha hayırlıdırlar. Birbirinizi kötü lakaplarla çağırmayın. İmandan sonra fasıklık ne kötü bir addır!” (Hucurat, 49/11)
“Kim bir mümini haksız yere öldürürse, onun cezası cehennemdir; ebedi orada kalacaktır.” (Buhari, İman 54)
Hz. Peygamber (s.a.s) de müminlerin birbirine karşı merhametli ve hoşgörülü olmalarını emretmiştir. Takfir konusunda çok ihtiyatlı olunması gerektiğini bildirmiştir.
Detaylı Açıklama
Değerli Müslüman kardeşim, iman esaslarını yerine getiren, Allah’ın birliğine ve Peygamberimizin risaletine kalben inanan, namazını kılan, zekatını veren ve orucunu tutan bir kişinin, başka bir kimseyi veya yöneticiyi açıkça kafir ilan etmemesi onun da kafir olduğu anlamına gelmez. İslam’da takfir çok ağır ve tehlikeli bir meseledir. İnsanların imanını veya küfürünü kesin olarak bilmek mümkün değildir; bu yüzden alimler, takfirde çok ihtiyatlı davranmayı öğütler.
Bir yönetici İslam dışı bir sistemde olabilir veya İslam’a aykırı davranışlar sergileyebilir. Ancak bu kişinin durumu hakkında kesin hüküm vermek, özellikle sıradan bir mümin için doğru değildir. Bu konuda alimlerin görüşlerine ve İslam hukukunun kurallarına başvurmak gerekir.
Arkadaşınızın veya sizin bu tür konularda ihtiyatlı davranmanız, imanınızı korumanız açısından önemlidir. İslam, kolaylaştırıcıdır ve müminlerin birbirini kırmaması, birbirine saygı göstermesi esastır.
Diğer Görüşler
Diğer mezhepler de genel olarak takfir konusunda ihtiyatlıdır. Şafii, Malikî ve Hanbelî mezheplerinde de benzer şekilde, kesin delil olmadan takfir yapılmaması öğütlenir. Bazı selefi çevrelerde daha katı takfir anlayışları olsa da, Hanefi mezhebi ve Diyanet İşleri Başkanlığı gibi resmi kurumlar bu konuda ihtiyatlı ve ölçülü yaklaşımı benimser.
Sonuç
Sonuç olarak, iman esaslarını yerine getiren bir kişinin, başka birini kafir ilan etmemesi onun da kafir olduğu anlamına gelmez. Takfir çok ciddi ve ağır bir meseledir, bu konuda ihtiyatlı olunmalı, insanların imanını yargılamak Allah’a bırakılmalıdır. İslam’ın kolaylaştırıcı ve merhametli ruhuna uygun davranmak en güzeli olacaktır.
Sizin de bir sorunuz mu var?
Aradığınızı bulamadıysanız, sorunuzu bize iletin. Fıkhi delillerle desteklenmiş ücretsiz yanıt alın.