Herkesi Tekfir Etme Hastalığı
Sorunun Detayı
"Selamünaleyküm hocam. Hocam 18 yaşında bir kardeşimiz var, sınıfındaki bir arkadaşının etkisiyle son 2 yıldır Cuma namazlarına gitmiyor. Arkadaşı ona Tevhit, şirk, küfür, tağut konusunda çeşitli kitaplar okutmuş. Hocam İbni Teymiye gibi bazı müçtehitlerden etkilenmiş Seyyid Kutub’un kitapları gibi kitapları yurtta kalırken okutmuş. Yusuf el Karadavi gibi onunla aynı düşünmediği için onun bu konudaki düşüncelerini de kabul etmiyor. Aile olarak bunu sonradan öğrendik. Hocam, ikna için Efendimizin ilk Cuma hutbesinde” bugünden kıyamete kadar Cuma üzerinize farzdır” hadisini ve cumanın farziyeti ile ilgili hadisleri ve ayetleri gösterdik. Ebu Hanife’nin Cuma namazı kılmadığını Türkiye’nin Darul Harb olduğunu, kimsenin Müslüman olmadığını kâfir olduğunu düşünüyor. Ona ve arkadaşına göre hiçbir yer Darul İslam değil. Hocam şunu söylüyor “hırsızlık yapanın eli niye kesilmiyor”. Ayrıca Cuma namazı ayeti Mekke’de nazil olmuş ve Efendimizin 3 yıl sonra Medine’de cuma namazını kılmaya başlamasının nedenini, o zamanlar Mekke’nin Darül harp olduğunu, Medine’nin ise Darul İslam olduğunu söylüyor. Elmalılıdan ve diğer âlimlerden Mekke de henüz farz olmadığını sadece Peygamber efendimizin Mekke’deyken Medine de bulunan Müslümanlara cumayı kılabileceklerine dair izin verildiğini söyledik ama bu konuda sadece sanıyorum İbni Hacer’in rivayeti farz kılındıktan sonra 3 yıl namaz kılınmadığını kabul ediyor sadece. Namazlarını eskiden beri düzenli kılıyor. Ancak son 2 yıldır hiç kimsenin arkasında, camide bile namaz kılmıyor ve onların kâfir olduğunu düşünüyor. Örneğin yasa koyucuların hâşâ kendilerini ilah kabul ettiklerini, günümüzde oy kullanmanın kişiyi dinden çıkarttığını düşünmektedir. Bizim, ona bu düşüncelerini ayetler ve hadislerle çürütmemize rağmen bu düşünceler onda bir saplantı haline gelmiş, düşüncelerinden vazgeçmiyor. Hocam hassas ve duygusal bir çocuktur. Zorla Cuma namazına göndermemizin bir faydası olur mu? Şöyle söyleyeyim yaşı gereği nasıl davranalım, hangi kaynakları gösterelim ALLAH rızası için yardımcı olun çok ACİL. Böyle birçok kardeşimiz bazı kesimler tarafından kandırılmaktadır. Çok acil bir cevap bekliyoruz inşallah, çok zeki ve başarılı bir çocuktur bu yıl büyük ihtimalle İstanbul da üniversiteye başlayacak orda aileden uzak daha da bizden uzaklaşıp bu fikirlere saplanmasından korkuyoruz. Çok dua edin kardeşime ve diğer bu durumdaki kardeşlerimize. Hocam Tekfir Fitnesini Soran Müslüman’a Mektup u yazdığınız kardeşimizle aynı sorunlarımız var kardeşimiz tövbe etmiş bizim kardeşimiz bu inadında devam ediyor bize yol gösterin bundan önceki kardeşimize iyi ki çok derine dalmamışsınız dediniz bizimki ne desek ikna edemiyoruz. O tövbekâr kardeşimizin nasıl tövbe ettiğini neler okuduğunu nasıl öğrenebiliriz. Murat kardeşimize çok dua edin."
Açıklama
Değerli Müslüman, tekfir hastalığı, yani başkalarını haksız yere dinden çıkarmak, İslam’da çok ciddi bir tehlike olarak görülür. Bu durum, özellikle gençlerin aşırı ve yanlış dini anlayışlarla karşılaşması sonucu ortaya çıkabilir.
İslami Hüküm
Hanefi mezhebine göre, bir kimsenin dinden çıkması (tekfir edilmesi) için açık ve kesin deliller gereklidir. Şüpheli veya ihtilaflı konularda insanları tekfir etmek caiz değildir. Cuma namazı ise müminler için farzdır ve terk edilmesi büyük günah sayılır.
Deliller
Kur'an-ı Kerim'de Cuma namazının farz oluşu açıkça belirtilmiştir:
"Ey iman edenler! Cuma günü namaza çağrıldığınız zaman Allah'ı anmaya koşun ve alışverişi bırakın. Eğer bilirseniz, bu sizin için hayırlıdır." (Kur'an, Cuma Suresi, 9)
Hz. Peygamber (s.a.v) de Cuma namazının önemini şöyle vurgulamıştır:
"Bugünden kıyamete kadar Cuma namazı üzerinize farzdır." (Tirmizi)
Tekfir konusunda ise Peygamber Efendimiz (s.a.v) şöyle buyurmuştur:
"Müminin kanı, malı ve şerefi diğer müminin haram olduğu gibi, tekfir edilmesi de haramdır." (İbn Mace)
Detaylı Açıklama
Bu kardeşinizin içinde bulunduğu durum, İslam tarihinde "tekfir fitnesi" olarak bilinen ve ümmetin birliğini zedeleyen bir hastalıktır. İbni Teymiye ve Seyyid Kutub gibi alimlerin bazı görüşleri, bağlamından koparılarak aşırı yorumlandığında bu tür saplantılara yol açabilir. Ancak bu alimlerin tamamı, ümmetin birliğine ve temel ibadetlerin önemine vurgu yapmıştır.
Mekke ve Medine dönemine dair tarihî bilgiler, Cuma namazının farz oluşuyla ilgili farklı rivayetler olsa da, İslam hukukunda kesin olan, Cuma namazının müminler için farz olduğudur. Ebu Hanife’nin Cuma namazı kılmadığına dair rivayetler, onun yaşadığı şartlara özgüdür ve genel hükme engel değildir.
Günümüzde Türkiye gibi ülkelerde yaşayan Müslümanların Darul İslam veya Darul Harb kavramlarını tartışması, İslam’ın temel ibadetlerini terk etmeye gerekçe olamaz. Oy kullanmak veya devletle ilgili meselelerde farklı görüşler olabilir, ancak bu, kişinin dinden çıkması anlamına gelmez.
Bu kardeşinizle iletişimde sabırlı olun, zorla namaza götürmekten kaçının. Onunla sevgi ve hikmetle konuşun, güvenilir ve dengeli İslami kaynaklar önerin. Diyanet İşleri Başkanlığı’nın yayınları, İslam alimlerinin eserleri ve özellikle Hanefi fıkhı çerçevesinde hazırlanmış eserler faydalı olacaktır. Ayrıca, psikolojik destek almak da yararlı olabilir.
Diğer Görüşler
Şafii, Maliki ve Hanbeli mezheplerinde de tekfir konusunda çok ihtiyatlı davranılır. İslam alimleri genel olarak, insanları dinden çıkarmanın çok ağır bir sorumluluk olduğunu ve ancak açık delillerle yapılabileceğini vurgularlar. Seyyid Kutub’un bazı görüşleri bazı çevrelerde aşırı yorumlanmış olsa da, Yusuf el-Karadavi gibi çağdaş alimler bu tür aşırılıklara karşı uyarılarda bulunmuştur.
Sonuç
Kardeşinizin bu saplantılı düşüncelerinden kurtulması için sevgi, sabır ve doğru dini kaynaklarla destek olun. Zorla namaza götürmekten kaçının, onunla diyalog kurun ve güvenilir alimlerin eserlerini birlikte okuyun. Dua etmeyi ihmal etmeyin, Allah’tan hidayet dileyin.