Hakimlik, Savcılık, Avukatlık Mesleklerini Yapmak
Sorunun Detayı
"Selamünaleyküm. Hocam, Hukuk Fakültesi'nden bu yıl mezun oldum. Önümüzde avukatlık, hâkimlik, savcılık, vs. gibi meslek seçenekleri var. Uzun süredir çevremde bulunan bu mesleklerde görevli kişilere sorarak araştırıyorum. Her birisinin kendine göre çekiciliği/sıkıntılı yönleri var. Ancak tam da bu noktada kafama takılan mevzu şu; bu meslekleri icra ederken ölçümüz ne olmalı? Ehven-i şer uygulaması burada da devreye girer mi? Hâkimlik/Savcılık ile avukatlık mesleğinin hangisi bu açıdan ehven-i şerdir? Örneğin; yasal düzenlemeye göre taraflar istemese bile kanunen faize hükmetmek zorunda kalan bir hâkim vebal altına girer mi? Yahut müvekkili istediği için ya da dosya masraflarını ve vekâlet ücretini çıkarabilmek için bu faizi talep eden avukat haram yemiş olur mu? Faiz örneği haricinde benzeri konular da var tabi ki. (Boşanma, miras, ceza, vs. konularındaki İslam Hukuku ile olan farklılıklar)"
Açıklama
Hâkimlik, savcılık ve avukatlık meslekleri, hukuk sisteminde adaletin sağlanması için önemli roller üstlenir. Bu meslekleri icra ederken İslam ahlakı ve hukuk prensipleriyle uyumlu hareket etmek esastır.
İslami Hüküm
Hanefi mezhebine göre, bir Müslümanın mesleğinde helal ve haram sınırlarına riayet etmesi gerekir. Hâkimlik ve savcılık görevlerinde, kişinin kendi iradesiyle haram hükmü vermesi mümkün değildir; çünkü görev, kanunlara uygun karar vermekle yükümlüdür. Avukatlıkta ise, müvekkilin taleplerini savunmak esastır ancak haram olanı savunmak veya haram kazanç elde etmek caiz değildir. Ehven-i şer (zararın en az olanını seçmek) prensibi, zorunlu durumlarda uygulanabilir ancak haramı helal kılmaz.
Deliller
Kur'an-ı Kerim'de adaletle hükmetme emri açıkça belirtilmiştir:
"Ey iman edenler! Adaleti ayakta tutan, Allah için şahitlik eden kimseler olun." (Nisa, 4/135)
Hz. Peygamber (s.a.v) de şöyle buyurmuştur:
"Müslüman, diğer Müslümanların elinden ve dilinden emin olduğu kimsedir." (Buhari, Edeb 13)
Detaylı Açıklama
Değerli Müslüman, hâkimlik ve savcılık gibi kamu görevlerinde kişi, kanunlar çerçevesinde karar verir. Bu görevlerde kişinin niyeti ve niyetle ilgili sorumluluğu önemlidir. Eğer kanunlar faiz gibi İslam'a göre haram olan bir şeyi zorunlu kılıyorsa, hâkim bu kararı vermekle mükelleftir; bu durumda vebal, kişinin kendi isteğiyle haramı işlememesinden kaynaklanır. Ancak bu durum, İslam hukukunun idealine uygun değildir ve bu tür durumlar için İslam alimleri farklı çözüm yolları aramışlardır.
Avukatlık mesleğinde ise, müvekkilin istemediği veya haram olan bir talebi savunmak caiz değildir. Avukat, mesleki etik ve İslami prensipler çerçevesinde hareket etmelidir. Faiz gibi haram konularda avukatın bu talebi savunması, haram kazanca ortak olmak anlamına gelebilir. Bu nedenle, mümkünse haram olan taleplerin savunulmasından kaçınılmalıdır.
Ehven-i şer prensibi, zaruret halinde haramdan daha az zarar veren seçeneği tercih etmeyi ifade eder. Ancak bu, haramı helal kılmaz; sadece zorunlu durumlarda bir kolaylık sağlar. Örneğin, boşanma, miras ve ceza konularında İslam hukuku ile pozitif hukuk arasında farklar olabilir. Bu durumda Müslüman hukukçular, İslam'ın temel prensiplerine zarar vermeden en uygun yolu aramalıdır.
Diğer Görüşler
Şafii ve Hanbeli mezheplerinde de benzer şekilde, kamu görevlilerinin kanunlara uygun hareket etmesi esastır. Ancak bazı alimler, devlet memurunun haram hüküm vermesi durumunda sorumluluğun kişisel niyete bağlı olduğunu belirtir. Maliki mezhebi ise, toplumun maslahatını gözeterek bazı esneklikler tanıyabilir.
Sonuç
Sonuç olarak, hukuk mesleklerinde görev yapan Müslümanlar, İslam'ın adalet ve helal-haram prensiplerine dikkat etmeli, zorunlu durumlarda ehven-i şer prensibini göz önünde bulundurmalı, ancak haramı savunmaktan ve haram kazançtan kaçınmalıdır. Meslek seçiminde niyet ve amelin uyumu önemlidir.
Sizin de bir sorunuz mu var?
Aradığınızı bulamadıysanız, sorunuzu bize iletin. Fıkhi delillerle desteklenmiş ücretsiz yanıt alın.