Hâkim ve savcı olma imkânı olup da çalışmayan kadın vebale girer mi?
Sorunun Detayı
"Hocam, ben hâkimlik ve savcılık sınavlarına girmemiştim. Bu alanda da çalışmayı düşünmüyordum ama etrafımdaki insanlar sürekli eğer bu alanda bir şey yapmazsam büyük vebal alacağımı ve ümmetin hakkına gireceğimi söylüyor. Şeriat düzeninin olmadığı bir ortamda, ülkenin geleceği için hâkim veya savcı olmam ne kadar doğru ve benim girmeyip boş bıraktığım alanı ülkenin geleceğini tehlikeye sokacak birinin yerleşmesi ihtimali ile ümmetin vebalini almış olur muyum? Bunun yerine bir vakfın kız öğrenci yurdunda idareci olarak işe başlama ihtimalim var. Çalışma ortamından dolayı bunu tercih ederek okuduğum bölümün hakkını vermemiş mi olurum?"
Açıklama
Bu soru, İslam hukukunda bir mükellefin toplumda önemli görevleri üstlenme sorumluluğu ve bu görevleri yapmamanın vebali hakkında bir meseledir.
İslami Hüküm
Hanefi mezhebine göre, bir kişinin toplumun hayrına olan ve İslam hukukuna uygun görevleri yapma imkânı varsa, bu görevleri üstlenmesi teşvik edilir. Ancak bu, farz-ı kifaye (toplumsal bir sorumluluk) kapsamında değerlendirilir. Eğer toplumda bu görevleri yapacak başka kimse yoksa, o zaman bu görevleri yapmamak vebal doğurabilir. Fakat kişinin kendi kapasitesi, niyeti ve imkanları da göz önünde bulundurulur.
Deliller
Kur'an-ı Kerim'de müminlerin toplumda adaleti sağlamaları emredilir:
“Şüphesiz Allah, adaleti, iyiliği ve akrabaya yardım etmeyi emreder; hayasızlığı, fenalığı ve azgınlığı da yasaklar.” (Nahl, 16/90)
Ayrıca Peygamber Efendimiz (s.a.v) şöyle buyurmuştur:
“Her kim bir zulmü engellerse, Allah ona o zulmü engellemenin sevabını verir.” (Müslim)
Detaylı Açıklama
Değerli Müslüman, hâkimlik ve savcılık gibi adaletin tecelli ettiği görevler toplum için çok önemlidir. Bu görevleri yapabilecek kişilerden birisiysen ve bu alanda çalışmak mümkünse, toplumun adalet ve düzeninin sağlanması için bu sorumluluğu üstlenmek sevap ve hayırlıdır. Ancak bu, kişinin kendi durumuna, niyetine ve imkânlarına göre değerlendirilmelidir. Şeriat düzeninin tam olarak uygulanmadığı bir ülkede bile, adaletin sağlanması için çalışmak önemlidir ama kişinin bu görevi yaparken karşılaşacağı zorluklar ve imkânsızlıklar da göz önünde bulundurulur.
Öte yandan, bir vakfın kız öğrenci yurdunda idareci olarak çalışmak da toplumun hayrına bir hizmettir ve İslam’da hayır işlemek her alanda değerlidir. Okuduğun bölümün hakkını vermek, sadece mesleğinle değil, niyetin ve yaptığın hizmetle de ölçülür. Eğer hâkimlik-savcılık yapmayı tercih etmiyorsan ve başka hayırlı bir işte çalışıyorsan, bu da değerlidir ve vebal doğurmaz.
Diğer Görüşler
Diğer mezhepler de genel olarak toplumun adalet ve düzeni için önemli görevlerin yapılmasını teşvik eder. Ancak kişinin kendi imkânları ve niyeti ön plandadır. Bazı alimler, farz-ı kifaye kapsamında olan görevlerin toplumda yeterince yapılmaması halinde vebalin topluma ait olduğunu, bireyin ise imkânı ölçüsünde sorumlu olduğunu belirtirler.
Sonuç
Toplumun adaletini sağlayacak görevleri yapma imkânın varsa ve bunu yapmaktan kaçınırsan vebal olabilir. Ancak başka hayırlı bir işte çalışmak da sevaptır. Niyet ve imkânlar doğrultusunda hayırlı olanı yapmak esastır.
Sizin de bir sorunuz mu var?
Aradığınızı bulamadıysanız, sorunuzu bize iletin. Fıkhi delillerle desteklenmiş ücretsiz yanıt alın.