Günlük Olaylara Tepki Verilmemesi
Sorunun Detayı
"Selamünaleyküm. Değerli hocam Allah sizden razı olsun uzunca bir süredir sizi takip ediyorum. Doğal aile hariç tüm kitablarınızı aldım ve bir kısmını okudum, kalanı tamamlıyorum. Sohbetlerinizinde hemen hepsini arşivledim, onlarıda tamamlayacağım inşallah. Sayenizde artık daha şuurlu bir Müslümanım. Allah ömrünüze ve çalışmalarınıza bereket versin. Hocam okuduğum ve dinlediğimden anladığım kadarı ile siz şucu bucu diye mimlenmek ve sağ insanlar hakkında konuşmaktan kaçınıyorsunuz. Sizin derdiniz ümmet birliği ve kafire karşı tek vücud olarak, farklılıklarımızı bir yana bırakarak, cihad etmek ve Allahın nizamını uygulamak. Umarım doğru anlamışımdır. Hocam yanlız merak ettiğim bir konu var ama lütfen bir ard niyet yada eleştiri gibi algılamayın sadece samimi bir soru sormak istiyorum. Sizin övdüğünüz özellikle işi vaktinden çok olanlar serisinde anlattığınız âlimlerin ortak özellikleri sadece din ile uğraşıp kenara çekilmemiş ve gerektiğinde sultanlara, zalimlere bile hakkı haykırmışlar. Tabi bu yüzden zindanlarda da kalmışlar. Sizinde bir kenara çekilmediğinizi tüm mesainizi ülkeyi dolaşarak harcadığınızı biliyorum. Peki, hocam ülkede meydana gelen bazı olaylara neden tepki vermiyorsunuz? Örneğin zina suç olmaktan çıkarıldığında ya da peygambere hakaret filmi karikatürü yapıldığında açıkça isim vererek bir tepki koydunuz mu? Örneğin şuan yeni bir yasa çıktı ve bu yasa ile nato ve ab nin terörist kabul ettiğini otomatikman Türkiyede öyle kabul edecek. Peki, kafir kimi terörist görür? El Fetihi, Haması, Hizbullahı vs. bunların ucu belkide vakıflara yardım derneklerine kadar ulaşacak. Ben bir vakıfta çalışıyorum ve belki bizim vakfımız bile teröre hizmetten kapanacak. Bu cihada vurulmuş çok büyük bir darbe. Neden âlimler bu konuda susuyor? Diyalog çalışmaları felaket boyutlara geldi neden âlimler bir olup bir şeyler yapmıyor? Hocam inanın derdim sizi kırmak falan değil sadece içim yanıyor. Bu sessizlik ve ümmetin hali beni yakıyor artık. Eğer haddimi aştı isem affedin hakkınızı helal edin. Allaha emanet olun."
Açıklama
Günlük olaylara tepki vermek, bir Müslümanın toplumdaki adaletsizliklere ve yanlışlara karşı duruşunu ifade eder. Ancak bu tepkilerin usulüne uygun, hikmetli ve İslam'ın genel prensiplerine uygun olması gerekir.
İslami Hüküm
Hanefi mezhebine göre, bir Müslümanın zulme, haksızlığa ve İslam'a aykırı uygulamalara karşı hakkı haykırması farzdır. Ancak bu, ölçüsüz, gereksiz veya fitne çıkaracak şekilde olmamalıdır. Alimler, toplumsal olaylara tepki verirken sabır, hikmet ve maslahat gözetirler.
Deliller
Kur'an-ı Kerim'de Allah, müminlere zulme karşı durmayı emreder:
"Ey iman edenler! Allah için hakkı ayakta tutanlar olun; adaletle şahitlik edenler olsunlar." (Nisa, 4/135)
Hz. Peygamber (s.a.v) de zulme karşı sessiz kalmayanları övmüştür:
"Bir kavim, zulme karşı elinden geldiği halde müdahale etmezse Allah onların yardımına da dokunmaz." (Müslim)
Detaylı Açıklama
Değerli Müslüman kardeşim, günümüzde yaşanan toplumsal ve siyasi olaylara karşı âlimlerin ve kanaat önderlerinin tepkisiz kaldığı izlenimi bazen olabilir. Ancak bu, suskunluk değil, daha çok hikmet ve maslahat gözetme çabasıdır. Alimler, toplumu gereksiz yere germemek, fitneye sebep olmamak ve İslam'ın birliğini korumak için sözlerini dikkatle seçerler. Ayrıca, kamuoyuna açık ve etkili tepki vermek için uygun zaman ve ortamı beklemek de bir stratejidir.
Zina gibi ahlaki konularda toplumun genel kabulü ve kanunların değişmesi üzüntü vericidir. Ancak âlimler bu tür meselelerde hem bireysel hem de toplumsal düzeyde bilinçlendirme, eğitim ve nasihat yoluyla mücadele etmeyi tercih ederler. Peygambere hakaret gibi konularda ise İslam alimleri, hukuki yolları ve uluslararası platformları kullanarak tepkilerini dile getirirler.
Terörle mücadele ve terör örgütlerinin tanımlanması gibi karmaşık siyasi meselelerde ise âlimlerin suskunluğu, çoğu zaman meseleyi derinlemesine anlamaya ve ümmetin birliğini korumaya yönelik bir tutumdur. Bu tür konularda aceleci ve tarafgir açıklamalar, fitneye ve ayrışmaya yol açabilir.
Sonuç olarak, âlimlerin görevi sadece tepki göstermek değil, aynı zamanda ümmeti doğru yola yönlendirmek, sabırla ve hikmetle hareket etmektir. Siz de vakıf gibi sivil toplum kuruluşlarında çalışarak bu mücadelede önemli bir rol üstlenmiş oluyorsunuz. Dualarınız ve gayretiniz bu yolda çok değerlidir.
Diğer Görüşler
Diğer mezhepler de genel olarak âlimlerin toplumsal olaylara karşı sorumluluk sahibi olmaları gerektiği konusunda ittifak içindedir. Ancak tepkilerin şekli ve zamanı konusunda farklılıklar olabilir. Örneğin, Şafii mezhebi bazen daha doğrudan tepki verilmesini savunabilirken, Hanefi mezhebi daha çok ölçülü ve hikmetli davranmayı önceler.
Sonuç
Özetle, âlimlerin suskunluğu zayıflık değil, ümmetin birliği ve maslahat gözetme çabasıdır. Siz de sabırla ve anlayışla bu süreci desteklemeli, İslam'ın hakikatlerini yaşamak ve yaşatmak için gayret göstermelisiniz.
Sizin de bir sorunuz mu var?
Aradığınızı bulamadıysanız, sorunuzu bize iletin. Fıkhi delillerle desteklenmiş ücretsiz yanıt alın.