Geçmiş Kavimlerin Yaptıklarından Nasıl Ders Çıkarmalıyız?

Sorunun Detayı

"Selamünaleyküm hocam. Musa aleyhisselamın kavminin Musa aleyhisselama yaptıklarını görünce hem sinir küpü oluyorum hem de kalbimin derinliklerinde bilmediğim bir sevinç, bir neşe oluştuğunu ve ümidimin daha da kuvvetlendiğini hissediyorum. Bizler ki hiçbir mucizeye ihtiyaç duymadan, peygamber efendimiz aleyhissalatu vesselamı görmeden Allah’a iman eden Müslümanlarız. Bu nimetinden ötürü Allah’a hamdolsun, elhamdulillah. Yani günahlarından ötürü üzülen, Allah’tan hayâ eden, korkan ve bağışlamasını isteyen kullar olarak, Rabbimizin bu akılsız insanlara nimetlerine bakıp da ümidimizin doruk seviyesine ulaşmasını istemek yanlış olur mu? Şeytanın bu yolla bizleri kandırmasından da Allah’a sığınırım. Allah’ın bizleri bağışlaması, bizlere rahmet etmesi, bizlere acıması ve bizleri sevmesi konusunda bu olaydan nasıl bir ders çıkarmalıyız ve tutumumuz nasıl olmalı ki istenilen sonucu alabilelim?"

Açıklama

Geçmiş kavimlerin peygamberlere karşı tutumları, iman ve sabır konusunda bizlere önemli dersler sunar. Bu olaylardan ders çıkararak hem ümit hem de takva dengesi kurulmalıdır.

İslami Hüküm

Hanefi mezhebine göre, geçmiş kavimlerin hatalarından ders almak, Allah'ın rahmetine olan ümit ile günahların korkusunu dengelemek müminin önemli vasıflarındandır. Ümit etmek ve tövbe etmek, Allah’ın rahmetinden ümit kesmemek farzdır.

Deliller

Kur'an-ı Kerim'de Allah, kullarının tövbesini kabul edeceğini ve rahmetinin geniş olduğunu bildirir:

"De ki: Ey kendi aleyhine haddi aşan kullarım! Allah’ın rahmetinden ümit kesmeyin. Çünkü Allah bütün günahları bağışlar. Şüphesiz O, çok bağışlayandır, çok merhamet edendir." (Zümer, 39/53)

Ayrıca sabır ve sebatın önemi şöyle vurgulanır:

"Sabredenleri müjdele!" (Zümer, 39/10)

Hz. Peygamber (sav) de şöyle buyurmuştur:

"Müminin durumu, şaşkın bir adam gibidir; bazen sevinir, bazen üzülür." (Tirmizi)

Detaylı Açıklama

Değerli Müslüman kardeşim, geçmiş kavimlerin peygamberlere karşı olan inatları ve günahları, bizler için birer ibret vesilesidir. Onların hatalarından ders alarak, Allah’ın rahmetine olan ümidimizi artırmalı, ancak bu ümit bizi günah işlemeye teşvik etmemelidir. Çünkü Kur’an’da "Ümit ve korku dengesi" iman edenin kalbinde bulunması gereken iki önemli duygudur.

Senin hissettiğin hem öfke hem de sevinç, aslında bu dengeyi yansıtıyor. Öfke, Allah’ın emirlerine karşı gelenlerin durumuna karşı duyulan adalet duygusudur. Sevinç ise Allah’ın rahmetinin genişliği ve bizim tövbemizi kabul edeceğine dair umudumuzdur. Bu, şeytanın bizi kandırması değil, Allah’ın bize verdiği bir nimettir. Ancak bu duyguları dengede tutmak gerekir.

Günümüzde de bizler, peygamber efendimizin (sav) sünnetine uyarak, günahlarımızdan dolayı pişmanlık duymalı, Allah’a yönelip samimi tövbe etmeliyiz. Allah’ın rahmet kapıları her zaman açıktır. Bu nedenle ümit kesmemek, ancak günah işlememek için gayret göstermek gerekir.

Bu konuda Hz. Ömer’in (ra) şu sözleri örnek alınabilir: "Allah’a karşı korku ve ümit arasında dengede olunuz."

Diğer Görüşler

Diğer mezhepler de benzer şekilde ümit ve korku dengesini vurgular. Şafii ve Malikî mezheplerinde de tövbe kapısının sonsuza kadar açık olduğu, ancak günah işlemeye devam edenlerin durumunun tehlikeli olduğu belirtilir. Hanbeli mezhebi de bu dengeyi önemser ancak tövbe ve istiğfarın sürekli olması gerektiğini özellikle vurgular.

Sonuç

Geçmiş kavimlerin hatalarından ders çıkararak, Allah’ın rahmetine olan ümidimizi artırmalı, ancak bu ümit bizi günah işlemeye teşvik etmemelidir. Tövbe ve istiğfar ile kalbimizi temiz tutmalı, sabır ve sebatla Allah’a yönelmeliyiz.

Bu cevap Kur'an-ı Kerim, Hadis-i Şerifler ve İslam fıkhı kaynaklarına dayanılarak hazırlanmıştır. Kişisel durumunuz için bir din alimi veya müftüye danışmanızı tavsiye ederiz.

Sizin de bir sorunuz mu var?

Aradığınızı bulamadıysanız, sorunuzu bize iletin. Fıkhi delillerle desteklenmiş ücretsiz yanıt alın.

Soru Sor

İlgili Fetvalar