Bidati Hasene

Sorunun Detayı

"Selamünaleyküm hocam. Bidat bidat’tir isimli sohbetinizi dinledim. Ramazan Risalesi adlı kitabınızdan da Ramazan katliamı adlı bölümü bitirmek üzereyim. Söz konusu sohbetlerinizde bidat konusunu işliyorsunuz. Gördüğüm kadarıyla buralarda bidat-ı haseneden söz etmiyorsunuz. Ancak sitenizde bu tür bidat’i soran birisine izah getirmişsiniz. Sorum şu: İmamla birlikte namaz tesbihatı yapmayı bir hocamız bidat-ı hasene diye adlandırıyor. Zira mesnedi dine dayanıyor, burada amaç bilmeyenlere bunu öğretmektir, unutanlara hatırlatmaktır. Fakat müezzin, Efendimiz(s.a.v) bunu tek başına yapardı, asıl olan tek başına yapmaktır. Biz ise şu sebeple bunu toplu yapıyoruz desin diyor. Ancak ben şimdiye kadar böyle yapan birini görmedim. Hatta camide imama uyan insanların ekseriyeti bunu bir zorunluluk gibi telakki ediyor. O halde halka bu uygulama ve benzerlerini bidati hasene olarak takdim etmek yanlış mı oluyor acaba? Riyazu’s-salihinde bidat konusunu bir arkadaş grubuyla müzakere edeceğimiz için bu husus zihnimde netleşsin istiyorum. Orada da bidati hasene ve seyyie ayrımı yapılıyor. Allah’a emanet olun."

Açıklama

Bidat, İslam'da dinin sonradan eklenen, aslında olmayan uygulamalar anlamına gelir. Bidat-ı hasene ise "güzel bidat" olarak, dinin ruhuna uygun ve faydalı görülen yeniliklerdir. Bu kavramlar özellikle ibadetlerde ortaya çıkan yeni uygulamalar için tartışılır.

İslami Hüküm

Hanefi mezhebine göre, dinin esaslarına aykırı olmayan, insanları İslam'a yaklaştıran ve dinin ruhunu zedelemeyen yenilikler bidat-ı hasene olarak kabul edilir. Ancak ibadetlerde, özellikle namaz gibi farzlarda, sahabenin ve Peygamberimizin uygulamalarına aykırı olan uygulamalar bidat olarak değerlendirilir ve caiz görülmez.

Deliller

Kur'an ve hadislerde bidat konusu açıkça belirtilmiştir:

“Kim bizim bu işimizde (dinde) olmayan bir şeyi kasıtlı olarak yaparsa, bu reddedilmiştir.” (Hadis, Sahih Buhari)
“Her yenilik (bidat) dalalettir.” (Hadis, Sahih Müslim)
“İşlerin en hayırlısı, benim ve ashabımın yaptığıdır.” (Hadis, Tirmizi)

Detaylı Açıklama

Değerli Müslüman, namaz sonrası topluca yapılan tesbihat uygulaması, sahabe döneminde veya Peygamberimizin bizzat yaptığı bir uygulama değildir. Bu nedenle Hanefi mezhebine göre bu tür uygulamalar bidat olarak değerlendirilir. Ancak bu bidat, kötü niyetli veya dinin esaslarına aykırı bir bidat olmayıp, insanların zikir ve tesbihlerini artırmak, dini bilinçlerini tazelemek amacıyla yapılmaktadır. Bu yüzden bazı alimler bunu "bidat-ı hasene" olarak nitelendirmiştir. Fakat bu konuda ihtilaf vardır ve uygulamanın zorunlu veya farz gibi algılanması doğru değildir. İnsanlar bu tür uygulamalara uyarak dinin esaslarını korumalı, bidatları da dinin ruhuna uygun şekilde değerlendirmelidir.

Topluca yapılan tesbihat, özellikle cemaatin dini bilinçlenmesini artırmak için faydalı olabilir, ancak bu uygulamanın sahih sünnete dayanmaması ve zorunlu kabul edilmemesi gerekir. İnsanlar, Peygamberimizin ve sahabenin uygulamalarını öncelikli tutmalı, bidat-ı hasene kavramını da bu çerçevede anlamalıdır.

Diğer Görüşler

Şafii ve Malikî mezheplerinde de benzer şekilde bidat-ı hasene ve seyyie ayrımı yapılır. Bazı çağdaş alimler, topluca yapılan tesbihat gibi uygulamaları, dinin temel esaslarına zarar vermediği sürece bidat-ı hasene olarak kabul edebilirler. Ancak Hanbeli mezhebi genellikle bidata karşı daha katı durur. Diyanet İşleri Başkanlığı da bidat konusunda ihtiyatlı yaklaşır ve dinin temel ibadetlerine eklenen yeni uygulamalara dikkatle yaklaşılmasını önerir.

Sonuç

Namaz sonrası topluca yapılan tesbihat, sahih sünnete dayanmayan bir uygulama olmakla birlikte, kötü niyetli olmayan ve dini bilinçlendirmeye hizmet eden bir bidat-ı hasene olarak değerlendirilebilir. Ancak bu uygulamanın zorunlu veya farz gibi algılanmaması, bireylerin sünnete bağlı kalması önemlidir.

Bu cevap Kur'an-ı Kerim, Hadis-i Şerifler ve İslam fıkhı kaynaklarına dayanılarak hazırlanmıştır. Kişisel durumunuz için bir din alimi veya müftüye danışmanızı tavsiye ederiz.

İlgili Fetvalar