Bazı Hocalar Niye Şeyhini Öne Çıkarıyor?
Sorunun Detayı
"Türkiye’de çok ünlü bir hoca geçen hapisten çıktı. ‘Beni evliyalar kurtardı, şeyhim kurtardı, işte şeyhimin himmetiyle kurtuldum.’ dedi. Neden Allah’ın izniyle çıktım demiyor da, ya da Allah kurtardı demiyor da şeyhim kurtardı diyor. Bunu diyen kişi ünlü bir hoca. Sarıklı, cübbeli biri. Şeyhinin vücuduna, Allah’ın girdiğine inanan biri. Bir konuşmasında Allah’a iftira atıyor. Güya Allah şöyle demiş: 'Ete kemiğe büründüm, Mahmud diye göründüm.' Bununla da sınırlı değil. Bu sözü cemaatinden biri söylüyor, o da sohbette tasvip ediyor, olur diyor. Evliyanın halleri, evliya gaybı bilir diyor. Mehdinin çıkıp çıkmayacağını şeyhine soruyor. Bileceğinden emin, kesin olarak ona inanıyor. Bizim Kur’an etrafında birleşmemiz gerekmez mi? Bütün dünya Müslümanları olarak neden hurafelerle yola çıkıyoruz? Neden İslam dünyası hep huzursuz? Allah’ı bırakmışız, insanlardan manevi anlamda yardım bekliyoruz. Kısaca ben bunların peşinden gidenlere üzülüyorum. Yazık, sizlere büyük iş düşüyor. Allah yardımcınız olsun."
Açıklama
Bu soru, bazı dinî şahsiyetlerin ve onların takipçilerinin Allah'ın kudretini ve yardımını doğrudan zikretmek yerine, şeyh veya evliya gibi aracı kişilere atfetmeleriyle ilgilidir. Bu durum, İslam'da tevhit (Allah'ın birliği) anlayışı ve tasavvufi pratikler bağlamında değerlendirilmelidir.
İslami Hüküm
Hanefi mezhebine göre, Allah'ın yardımını ve kudretini doğrudan kabul etmek esastır. Allah'ın izni olmadan hiçbir şey gerçekleşmez. Şeyh veya evliyaların Allah katında özel bir makamları olabilir ancak onların kudret veya yardım verme yetkisi Allah'ın izniyle sınırlıdır. Allah'a iftira atmak, O'na isnat edilemeyecek sözler söylemek kesinlikle caiz değildir.
Deliller
Kur'an-ı Kerim'de Allah'ın birliğine ve yardımının doğrudan O'ndan olduğuna vurgu yapılır:
"De ki: Bana ve size zarar verecek olanlar, Allah'tan başka kimdir? O'nun izni olmadan hiçbir musibete uğramayız. O, bizim Mevlâmızdır. Müminler yalnız O'na tevekkül etsin." (Âl-i İmrân, 3/173)
"Allah'a şirk koşan kimse, gerçekten büyük bir zulüm işlemiş olur." (Lokmân, 31/13)
Peygamber Efendimiz (sav) de şöyle buyurmuştur:
"Allah'a iftira eden kimse, cehennemliktir." (Sahih Buhari)
Detaylı Açıklama
Değerli Müslüman, İslam'da tevhit esas olup, Allah'ın birliğine inanmak ve O'ndan başka ilah olmadığını kabul etmek temel inançtır. Bazı tasavvufi anlayışlarda, evliya ve şeyhlerin Allah'a yakınlıkları ve manevi dereceleri üzerinde durulur. Ancak bu, onların Allah'ın yerine geçtikleri veya doğrudan kudret sahibi oldukları anlamına gelmez. Allah'ın izni olmadan hiçbir şey gerçekleşmez. Bu nedenle, bir kişinin hapisten çıkması gibi bir olayda, doğrudan Allah'ın yardımı ve izni zikredilmeli, şeyhin veya evliyanın müdahalesi ancak Allah'ın izniyle mümkün olan bir vesile olarak değerlendirilmelidir.
Allah'a isnat edilemeyecek sözler söylemek, O'nun zatına ve sıfatlarına aykırıdır. "Ete kemiğe büründüm, Mahmud diye göründüm" gibi ifadeler, İslam inancında kabul görmez ve şirk veya bid'at olarak değerlendirilir. Müslümanların Kur'an ve sahih sünnet etrafında birleşmeleri, hurafelerden ve aşırı tasavvufi yorumlardan uzak durmaları önemlidir. Bu, ümmetin birliğini ve huzurunu sağlar.
Günümüzde, özellikle sosyal medya ve topluluklar aracılığıyla bu tür görüşler hızla yayılabilmektedir. Müslümanlar olarak, ilmî ve sahih kaynaklara dayanarak hareket etmek, Allah'a olan bağlılığı güçlendirmek ve hurafelerden kaçınmak gerekmektedir.
Diğer Görüşler
Diğer mezhepler de genel olarak Allah'ın birliğini ve doğrudan yardımını kabul eder. Tasavvufun bazı kollarında evliya ve şeyhlerin manevi makamları üzerinde durulsa da, bu makamların Allah'ın izni dışında bir kudret sahibi oldukları anlamına gelmez. Bazı tasavvufî gruplarda ise bu konuda aşırı yorumlar yapılabilmekte, ancak bu görüşler İslam'ın temel kaynaklarıyla uyumlu değildir.
Sonuç
Sonuç olarak, Allah'ın birliği ve kudreti esas alınmalı, yardım ve kurtuluş ancak Allah'tandır. Şeyh veya evliyalar ancak Allah'ın izniyle vesile olabilir. Hurafelerden ve Allah'a iftira niteliğindeki sözlerden kaçınılmalıdır. Kur'an ve sahih sünnet rehber alınarak İslam birliği sağlanmalıdır.
Sizin de bir sorunuz mu var?
Aradığınızı bulamadıysanız, sorunuzu bize iletin. Fıkhi delillerle desteklenmiş ücretsiz yanıt alın.