Allah’a isyan edenlere karşı tavrımız nasıl olmalı?
Sorunun Detayı
"Kunut duasında geçen "Sana isyan edip duranları reddeder, terk ederiz; kendileriyle ilişkimizi keseriz." cümlesini nasıl anlamalıyız? Mesela namaz kılmayan ya da faizden vazgeçmeyen akraba ve tanıdıklarımızla ilişkimiz nasıl olmalı?"
Açıklama
Allah’a isyan edenlere karşı tavrımız, İslam’ın temel prensipleri ve toplumsal ahlak kuralları çerçevesinde değerlendirilmelidir. Kunut duasında geçen "Sana isyan edip duranları reddeder, terk ederiz; kendileriyle ilişkimizi keseriz." ifadesi, Allah’a karşı bilinçli ve ısrarlı isyan edenlerle ilgili bir tavrı ifade eder.
İslami Hüküm
Hanefi mezhebine göre, Allah’a isyan eden kimselerle ilişkide ölçülü ve hikmetli olmak gerekir. İsyan, açık ve sürekli bir günah işlemek anlamına gelir. Ancak bu, akraba ve tanıdıklarla tamamen ilişkiyi kesmek anlamına gelmez; onlarla irtibatı sürdürmek, onları hayra davet etmek, kötü davranışlarından vazgeçmeleri için çaba göstermek esastır. Namaz kılmayan veya faiz işleyen kimselerle ilişkide ise, onları terk etmekten önce nasihat etmek ve iyiliği tavsiye etmek önceliklidir.
Deliller
Kur'an-ı Kerim'de Allah’a isyan edenlerle ilgili uyarılar ve tavsiyeler yer alır:
“Allah’a isyan edenlere karşı tavrınız ne olmalıdır?” diye sorulduğunda, "Onlarla ilişkide ölçülü olun, ancak kötü davranışlarını onaylamayın." (Bu ifade Kur'an'da doğrudan geçmese de genel prensiplerdendir.)
“Müminler ancak kardeştirler. Öyleyse kardeşlerinizin arasını düzeltin ve Allah’tan korkun ki size merhamet edilsin.” (Hucurat, 49/10)
“İyiliği emret, kötülükten sakındır.” (Âl-i İmrân, 3/104)
Hadis-i Şeriflerde de insanlara iyilikle davranmak, onları hayra davet etmek teşvik edilmiştir:
“Kolaylaştırınız, zorlaştırmayınız; müjdeleyiniz, nefret ettirmeyiniz.” (Buhari, Müslim)
Detaylı Açıklama
Kunut duasındaki ifade, özellikle namazda okunan ve Allah’tan yardım talep edilen bir duadır. Burada geçen "isyan edenleri reddetmek" ifadesi, Allah’ın adaletine ve kulların sorumluluğuna işaret eder. Ancak bu, dünya hayatında insanlarla ilişkilerimizi tamamen kesmemiz gerektiği anlamına gelmez. İslam, sosyal ilişkilerde merhamet, sabır ve hikmetle hareket etmeyi emreder.
Namaz kılmayan veya faiz işleyen akraba ve tanıdıklarımıza karşı tavrımızda öncelikle onları uyarmak, doğru yolu göstermeye çalışmak gerekir. İslam’da akrabalık bağlarını koparmak büyük günah sayılır. Bu nedenle, onları terk etmek değil, iyiliğe çağırmak, dua etmek ve güzel örnek olmak esastır.
Ancak ısrarlı ve açık bir şekilde Allah’a isyan eden, kötü alışkanlıklarını sürdürmekte dirençli olan kimselerle ilişkide mesafeyi korumak, kötü etkilenmeyi önlemek için gerekli olabilir. Bu mesafe, tamamen koparmak değil, zaruri durumlarda sınır koymak şeklinde olmalıdır.
Diğer Görüşler
Diğer mezhepler de genel olarak benzer görüştedir. Şafii ve Malikî mezheplerinde de isyan edenlerle ilişkide ölçülü davranmak, onları hayra çağırmak önceliklidir. Hanbeli mezhebi ise bazen daha katı tutumlar önerebilir, ancak bu da bağlam ve durumun ciddiyetine göre değişir.
Sonuç
Değerli Müslüman, Allah’a isyan edenlerle ilişkide sabırlı, merhametli ve hikmetli olun. Onları terk etmekten önce nasihat edin, iyiliğe çağırın. Gerektiğinde zaruri sınırlar koymak caizdir ama akrabalık ve sosyal bağları koparmamak esastır.
Sizin de bir sorunuz mu var?
Aradığınızı bulamadıysanız, sorunuzu bize iletin. Fıkhi delillerle desteklenmiş ücretsiz yanıt alın.